
4 ekim onların günü... senede bir gün... sevenler... hayatlarını,ekmeklerini ,sularını onlarla paylaşanlar ne demek istediğimi çoktan anladılar bile...
4 ekim hayvanları koruma günü...
lafta,sözde ,kağıt üstünde kalan günlerden biridir aslında... çevrenize baktığınızda korumanın yine insanı korumaya yönelik olduğunu farkedersiniz...
aksi takdirde nasıl açıklanabilir ki...
arabayla bir kediye bir köpeğe çarpıp gaz kesmeye bile gerek duymadan basıp giden sürücü...
hayvan itlafı...
yakılan hayvanlar...
eziyet görenler...
kavurucu sıcakta ,susuzluktan ölmek üzere olan hayvandan esirgenen bir kap su...
dondurucu soğukta yemek bulamamış hayvandan esirgenip 40 düğümle ağzı bağlanıp çöpe atılan ama ille hayvanlardan esirgenen yiyecekler...
gülerek,zevk alarak sopalarla taşlarla öldürülen yavru ayılar...
yazlığa giderken ... ''ayy bizim çocuk çok istiyoo alalım bi yavru köpek bariii '' diyerek alınan... 3 ay yazlıkta çocuğa oyun arkadaşı olup... evin sıcak ve korunaklı ortamına iyice alıştırıldıktan sonra tatil sonunda ya bir dağ başına ya da yol kenarına terkedilen köpekler...
o köpek... ''beni bırakma... ben çok sevmiştim ,çok alışmıştım size'' dese... duyarmısınız?
geçen bazı arabalara havlamasının nedeninin... oraya sahibi/dostu sandığı insanlar tarafından,bir araba yolculuğu sonrası bırakılması ve onların geri geldiklerini sanması olduğunu bilirmisiniz?
birde ... ezik insanlar tarafından potansiyel suçlu muamelesi gören hayvanlar vardır ...
hemen tanımlayalım bu ezikliği...
mesela... yan apartmandaki mafya bozuntusu kılıklı herif, her gördüğü yerde kızına laf atıp... karına ilk defa insan görmüş gibi bakıyorsa... o sinirle dışarı çıkıp sokak köpeğine tekme atman... aslında... kendi onuruna attığın tekmedir... yetiversin yüreğin bir seferliğinede... git o herife at tekmeyi... hayvana attığın tekme... sadece acizliğinin kamuya ilanıdır... hepsi bu...
bir ömrü birlikte yaşamak istemeyebilirsiniz... sevmeyebilirsiniz... korkabilirsiniz...
hepsine amenna...
ama eziyet ederseniz... yaşam hakkına saygı duymazsanız... ya da eziyet etmezde... yapılan eziyete... aklınız fikriniz yerindeyken ,eliniz ayağınız tutarken seyirci kalırsanız... tarafsızsanız... sorun vardır...
yaşam hakkının kutsallığı söz konusu ise... tarafsız kalamazsınız biliyorsunuz değil mi...
dante yi hatırlayın...
''cehennemin en dibi tarafsızlara ayrıldı'' ... der...
yemek ,su,yaşam hakkına saygı derken... aslında baştan başlamak gerekiyor... önce günlük konuşma dilinin ezberini bozmak gerekiyor...
adamın eli sarılıdır...
sorarsın...
''geçmiş olsun noldu düştün mü''...
''şey afedersin bizim eşek tepti''...
bahçeye ıspanak almaya gidersin... kadın telaşlı telaşlı bir yere gidiyordur...
__nereye
dersin... __şey afedersin ...bizim malı sağmaya... __mal ?? __yani afedersin ineği sağmaya...
adam sabah sondaja gelir... akıl bin karış havada...
''doğru düzgün yap şunu'' diye püskürürsün...
yanına gelir ... __uykusuzumda ondan kusura bakmayın hemen düzeltiyorum... __niye?beşik mi salladın sabaha kadar... __yok şeyy afedersiniz köpekler uludu mahallede uykum kaçtı....
eşelenmiş bir toprak vardır... sorarsın
__noldu buraya böyle ...
bu sefer tür olarak anılır...
__afedersiniz hayvanlar yapmış
bkz:2006 yılındaki ''afedersin ,ayıptır söylemesi ''yazımda daha ayrıntılı didiklemişim bu kelimeyi...

şimdi bu noktada anlaşalım...
bu ...
__afedersin kedicim ... __afedersin köpekcim ...
filan diye hayvanlardan dilenen bir özür değil...
''afedersiniz Sedencik hanım, bizim eşek yapmış'' başlığı altında... hayvanların arada çıkardığı muzurluklar adına insanlardan dilenen özür hiç değil...
ki hayvanlar insanı temsilci seçmezler özür için... zaten insan kendi özrünü, kendi dilese ömrü yetmez...
bu sadece bir türün yada türün alt gruplarının ismini zikrederken başına koyulan ilginç bir kelime...
hani bu türün adı bile mide bulandırıyor ya...
pis birşey yani... pis olduğu için ismini zikrederken mide bulandırıcı olma ihtimali üstüne oynuyor... ve ''affedersini ''yapıştırıyor...
verilecek cevap kolay...
''affetmiyorum ulan '' bitti...nokta...
derin bir sessizlik oluyor... sonra cılız bir ses yükseliyor karşı taraftan... ''nasıl yani''
tecrübeyle sabittir...
deneyin...
tecavüzden içerde yatan abuzittini anarken ,kimse kalkıp da ''afedersiniz abuzittin dedi ki'' diye başlamıyor konuşmaya...
bir tür ... tür olarak affedilmeyi gerektirecek ne yapmış olabilir... hiç bir şey...
türün mü affedilmesi isteniyor... ya da... yaradan hayvanları yarattığı için... bir kısım çok bildiğini sanan cahil ... Allah bu hayvanları yarattı diye insanlardan onun adına mı özür mü diliyor...
hani olur ya... had sorunu vardır bazı insanlarda malum... yaradan adına özür dileyen hadsizlerde var mıdır... vardır herhalde...
elbette onlar ağız alışkanlığıyla söylediklerinin bu anlama geldiğini sorgulamasalar dahi... kullandıkları kelimeyi de enine boyuna sorgulamadıkları çok açık...
insana insan demek... masaya masa demek suya su demek ... kadına kadın erkeğe erkek demek ...
nasıl ki özrü ve 'affedersin' demeyi gerektirmiyorsa...
hayvana hayvan köpeğe köpek kediye kedi fareye fare demekde afedersin kelimesini gerektirmiyor...
Allahın yarattığı bir mahlukun adını zikrederken niye af diliyorsun ... yıllarca sağa sola küfür olarak ettiğin için mi... mesela... hayatını uyuşturucu pazarının başında oturarak kazanan birine... eşşekoğlueşşek demenin neresi küfür... olsa olsa iltifattır... da o layık mıdır bu iltifata...
türe lüzumsuz temsilci olup... isimlerini zikredeken durduk yere özür dilemeyi bırakın da...
sineğin,arının kedinin vs.nin ekolojik dengedeki varlığını ve önemini araştırın...
bu evrende hiçbir şey sebepsiz yaratılmadı... ne sanıyordunuz ki... bir gün yaratıcının canı sıkıldı, iş olsun diye ya da bize maskara olsun diye gereksiz yere hayvanları mı yarattı...
hakikaten böyle mi düşünüyor bazı insanlar... çook dönüp dururuz bu kafayla , iki cihan arasında...
doğayı birimlere ayırıp kafanıza göre davranamazsınız... insanıyla,hayvanıyla,ağacıyla,bitkisiyle,suyuyla bütünü korumak,saygı duymak zorundayız... birlikte yaşayabilmeliyiz... birlikte yaşayabilmenin ön koşulu ise saygıdır... insanlar arasında olması gerekendir... ve... insan olmak süreçtir... güçsüze şefkatle,koruyarak yaklaşabilmek ise sadece ilk adımıdır...
onlar anlar karşıdakinin niyetini endişe etmeyin... koca bir sürüyü başarıyla idare eden kangal ... sizin niyeti haydi haydi anlar...
sanırım 3 yaşında filandım atlar avucumdaki şekeri yerken... dilleri avucumdan büyüktü... düşünüyorumda... sanırım ... boyumda atın bacağının 3 te 1 i filandı... eh biliyorlarmış işte niyeti 
işimize geldi mi biz Devlet-i Alî Osmanlının torunlarıyız... Fatihlerin Kanunilerin evladıyız diye başlayan arkası gelmeyen nutuklar atarız ya...
o zaman uygun davranmak lâzım, hayran olduğunuz alî osmanlıya... karda buzda yaban hayvanları aç kalmasın diye dağ başlarına ulaştırılan yiyecekleri...
benim dışımda... kimsenin nedense torunu olmaktan pek hazetmediği deli İbrahimin havuzdaki balıkları beslemesini...
Fatihin atına düşkünlüğünü...
unutmamak lâzım...
Gazi Süleyman Paşanın* gelibolu bolayırdaki türbesine gidin bir bakın bakalım... Süleyman paşanın yanında iki mezar daha vardır... vasiyeti üzerine çok sevdiği atı ,paşadan sonra ölünce yanındaki mezara defnedilmiştir... diğerindede lalası yatar...
güzel bir kıssa vardır...
o zamanların... din ulemaları... ''hocam hocammm oruçluyken kocam elimi tuttu orucum bozulmuş mudur sizceee''... türünden IQ su 30 luk sorularla ... canlarından henüz bezmedikleri için... Kanuninin sorduğu sorular gibi sorulara verdikleri cevaplarla... hem aydınlanmayı, hem inceliği, hem derinliği izah etiklerini anlamak adına önemlidir bu kıssa...
*******
Kanuni Sultan Süleyman, Şeyhülislam Ebusuud Efendi’den, manzum bir beyitle, Topkapı Sarayının bahçesindeki meyve ağaçlarına zarar veren karıncaların ... yok edilmesinin dinen mümkün olup olmadığını sormuş...
Dırahta ger ziyan etse karınca
Günah var mıdır ânı kırınca? **
Şairliği de bulunan Ebusuud Efendi, manzum soruya manzum bir cevap vermiş:
Yarın Hakkın divanına varınca,
Süleyman’dan hakkın alır karınca...
sn1: * Gazi Süleyman Paşa İkinci Osmanlı hükümdarı Orhan Bey’in büyük oğludur. Osmanlı Devleti’nin kuruluş döneminde Gelibolu’ya geçerek önce Çimpe kalesini fethetmiş... ardından bütün bölgenin Osmanlı topraklarına katılmasını sağlamıştır...
sn2: ** bahçede ağaca zarar verse karınca günah olurmu onu öldürünce...
sn3: bir kap su,biraz yemekle ya da tedaviye ihtiyacı olan bir can'a yardımla bugünü analım... bunlara imkânımız yoksa bile... göstereceğimiz şefkat,sevgi... kafalarını okşamak imkân dahilindedir her zaman...
|