
sen sanırsın bıraktığın eser... oysa belki o semer... sen sanırsın taşıdığın semer... oysa kalır geriye eser...
yukardaki... muhteşemmm dörtlüğümle herhalde bir şiir nobeli alırım bu yıl...
''eşek gider eseri kalır... pardon pardon... doğrusu... insan gider eseri kalır ...eşek gider semeri kalır olacaktı''
tırnak içindeki lacivert sözcük toplamı dün nevşehirde başbakan tarafından söylendi...
tabiki dil sürçtü,beyin sürçtü insanlık hali diye açıklansa da...
ilk hatalı cümlenin devamını getirseydi eğer...
eşek gidince eseri kalıyorsa ... insan gidincede semeri kalır...
olurdu...olacaktı...
buda lapsussa eğer...
bizlere bakınca ... sırtımızdaki semerleri gördüğünü söylemek valla hiçde zor olmadı benim için...
kızdım mı ... hayır... hayvanlar üstünden söylenilen hiç birşeyi hakaret olarak algılamam ben... sadece hakaret ettiğini sananlara müthiş acırım... dolayısıyla kızmadım...
hele hele ... gülmeyi ve güldürmeyi zerafetle ömrüne yaymış bir ustayı uğurlarken... kızarak saygısızlık edemem...
ama ille kızmam gerekiyorsa... bu kızma hakkımı ... hayvanlardan nefret edenlere yada tarafsızlara büyük bir keyifle devrediyorum... evet evet... bir lapsus sonucu size ''eşşek '' dedi...
ama daha şenliklisi haftasonunda sivastaydı...
anlayacağınız bu hafta hayvan haftasıydı...
''çok sevdikleri köpekleriyle yatar köpekleriyle kalkarlar'' mış
**kimler...
bazı insanları göbeğini kaşıyanlar diyerek kategorize edenler...
**kim demiş...
başbakan ...
**nerde demiş...
sivasta ...
**niye böyle demiş...
işte burası biraz karışık... yanında bakanlar milletvekilleri...il başkanları ilçe başkanları yanında onlarca koruma...sağlıkçılar,danışmanlar,çaycılar... pardon çaycı yanlış oldu... yoktur herhalde... sivasa gitmiş... halka hitaben... onlarki çok sevdikleri köpekleriyle yatıp kalkarlar demiş...
e güzel... valla güzel... onca masraf benzin,mazot,insan gücü ...iş gücü vs...
evet evet hoş yani... bir daha sefere peynirli böreğin içine dereotu konur mu konmaz mı sorunsalının çözüme kavuşmasını istiyoruz halkcanak... ailecenek varsa halkcanak da olur tabi... ya da ikiside olmaz... sümsüm'den sonra halkcanağıda armağan etmiş olayım günlük kullanıma...
tereotu değil avnicim dereotu... tere başka bişi....
hayır-şer ikilisini ve dahi açılımını hayatının düsturu kabul etmiş biri olarak...
aslında ... mutluyum tabi.. hiç değilse... bu vesileyle... madımaktaki uğursuz otelin altına açılan... dangalak ve musibet kebabçı kapandıda yerine kitapçı açıldı...
olsun yinede 1 damla bal için keçiboynuzu yercesine avunmayı bırakıp...
biz dönelim kedi köpek tayfamıza...
''onlar ki köpekleriyle yatar ve kalkarlar''
şey gibi oldu...
Onlar ki toprakta karınca, suda balık, havada kuş kadar çokturlar; korkak, cesur, cahil, hakim ve çocukturlar ve kahreden ve yaratan ki onlardır, destanımızda yalnız onların maceraları vardır.
Onlar ki uyup hainin iğvasına sancakları elden yere düşürürler ve düşmanı meydanda koyup kaçarlar evlerine ve onlar ki bir nice mürtede hançer üşürürler ve yeşil bir ağaç gibi gülen ve merasimsiz ağlayan ve ana avrat küfreden ki onlardır, destanımızda yalnız onların maceraları vardır. Demir, kömür ve şeker ve kırmızı bakır ve mensucat ve sevda ve zulüm ve hayat ve bilcümle sanayi kollarının ve gökyüzü ve sahra ve mavi okyanus ve kederli nehir yollarının sürülmüş toprağın ve şehirlerin bahtı bir şafak vakti değişmiş olur, bir şafak vakti karanlığın kenarından onlar ağır ellerini toprağa basıp doğruldukları zaman. En bilgin aynalara en renkli şekilleri aksettiren onlardır. Asırlardır onlar yendi, onlar yenildi. Çok sözler edildi onlara dair ve onlar için: Zincirlerinden başka kaybedecek şeyleri yoktur, denildi.
diye ... bir şiirde beklerdik ardından...
şiirin şairi olarak ... ufff ne güzel ses uyumu oldu...
bekir sıtkı tarancı açıklaması yapılırdı... danışmanlar bugünler içindir... deneme yanılma varsa danışma çuvallama da vardır...
ardından...
5-10 çatlak çok bilmiş ses ... olur mu kardeşim o ...bekir sıtkı sezgin ... tarancı olan cahit derdi...
bir tane borazan gibi ama yapayalnız bir ses...
__abii ne diyosunuz ya o şiir nazım'ın diye bağırırdı...
kimse dinlemez ...
__hadi lan sen nerden biliyon...nazımın yanındamıydın yazarken ...
der sustururlardı filan...
sokaktaki can'lara bir kap su birazda yemek vermeyi unutmadınız değil mi.
peki başbakan nerden biliyor kedilerimizin köpeklerimizin yatak tepelerinde cirit attığını... hep beraber yatıp kalktığımızı...
Allahımmm yaa...
içselleştirmek böyle bişey işte... adam bana söylemedi bekir coşkun ve destekçilerine söyledi... ucu geldi bana dokundu...
hayır birde işkilli ...özgüven sürüngeni... biri olsam tamamda ... öylede değil... bak unutmıyımda şu gezi yazılarıma devam ederken başıma gelen çay bahçesi garabetini anlatayım... o zaman daha iyi anlaşılır...
ama ... az sonra değil... daha sonra...
neyse...
hakkaten nerden biliyor ki kedilerle köpeklerle yatanları... burasıda biraz karışık...
farkında değiliz ama... her gece tebdil-i kıyafet eyleyip hazirunu toplayıp 'istibdata varmısınız yokmusunuz' referandumuna çıkıyor...
yok karıştırdım... teftişe çıkıyor...
hee bu arada... merak etmeyin yani kendime gerekli uyarıyı yaptım...
vatandash türkhçe konuşh... ne o ölee istibdat mistibdat...
işte bu hergece çıkılan teftişlerde...kedili köpekli evlere süzülüyor zarifçe...
geçen gece başucumdaki sürahideki su bitmiş... ferişle korsi küçükkene binbir cambazlıkla kafayı kolu içine sallayıp onlar içiyordu suyuda... şimdi büyüdüler sığmıyolar sürahiye.... sabah uyandırmak için göz kapağımızı filanda yalıyolar ... hı hııı aynen ölee iğrenciz...
yani deyeceğim o ki.. su bitmişse benim ihmalimdir...
oh be ...dedim sonunda...
hee işte o geçen gecenin bir yarısı ... kedi köpek insan tayfası ev genelinde uykudayken... susadım ...su yok... boş sürahiyi elime alıp mutfağa yollandım... elektrik kesik... ekselans rüyasında horlayarak 5.senfoniyi besteliyor...
kayda almıştım bir ara...
''bir daha horlarsan... internete atıcam bu kaydı sonrada tüm tanıdıklarına mail olarak yollıycam '' demiştim...
tık olsa uyanıyor...tedirgin tedirgin uyuma talimleri yaptığı için horlama safhasına geçecekken zaten sabah olmuş oluyordu...
ama unuttu demek... hatırlatmak lazım...
sana cık cık sensin kötü...
işte su almaya giderken...
kağıt ağırlığı misali ...
kendine yorgan ağırlığı görevini seçen korsi anında indi yere...
öyledir bizde...
evin en kibar bireyidir korsi... uykudan uyandın mutfağa banyoyamı gidiyorsun eşlik eder... sesin mi yükseldi ...uykudan uyanıp soluğu yanında alır... kapımı çalındı homurdanarak kapıya gider... orana burana bir şey düşürüp yaralandın berelendin mi... koşarak yanına gelip yalayarak sağaltan ilk o dur...
ben karanlıktan tırsa tırsa mutfağa yollanırkende ışığım ... fenerim ...kılavuzumdur ...
ne yani kediler köpeklerle cümbür cemaat yatıp kalkmamıza takan ... laf sokup duranlara mı bıraksaydık ... ışık,kılavuz fener olmayı...
ah-hahhh isterseniz deneyelim...
sonra...
oturur hep beraber halkcanak makberi söyleriz...
aldık suyu...
seri bir şekilde yatağa zıpladım... ben uyanıkken uyuyanlara karşı acaip bir garezim vardır da... zıplamamın nedeni o ...
feci egosantrik ... evet aşmalıyım bunu... güneş doğmak için beni beklemediğine göre... evet evet kesin aşmalıyım...
suyumu içtim ... korsi etrafı kolaçan ediyor... yorganın üstüne pat pat diye vurdum...
__gel oğluşum uyu hadi...
kapının arkasında beyazlı bir gölge... işaret parmağını havaya kaldırmış sağa sola sallayıp cık cıklıyor öd bok'a karıştı... sahi öd patlayıp karışırmı ki...
ekselans uyandı...
__noluyor ya...
__burda beyazlara bürünmüş hayalet gibi biri vardı ... kapının ardında cık cık lıyordu...
__tamam uyu sen merak etme...herşey kontrol altında...
__neymiş o kontrol...üşümeyelim diye üstümüzü mü örtüyor...
__uyu sen... merak etme bişi yapmaz...kedileri köpekleri çoluk çombalaklarıyla yatıp uyuyanları tespit ediyorlar...
__niyekiii...
__yatak yardımı yapacaklarmış... kedi köpekler çekiştirince kolumuz bacağımız açıkta kalıyormuş...üzülmüşler halimize...
sn1: ne desem şimdi... anı anlatsam olmaz... klişelerden örülü bir yazı ona yakışmaz... hayatımda tanıdığım en kibar en zarif insanlardan biriydi... Gazanfer Özcan... sevgi insanıydı... hep sevdi ve hep sevildi... şimdi gittiği yerdede sevenleri ve sevdikleri var zaten... mekanı cennet olsun...
sn2: kapı ardındaki beyazlının ,hayaletimsinin... kurgu olduğunu söylememe gerek var mıydı bilmiyorum ama yolu tesadüfen burdan geçen yaşı çok çok genç okurlar yada bu konularda hassas olanlar var ise... beyazlımız sadece kurgudur takılmayın...
|