
''şu hafta bir geçse''
''bu ay bitmedi gitti'' ''şu yıl bir geçse''
canımı sıkan cümleler kategorisinde başa güreşir bu yukardaki cümleler... güreşirde ne olur ...
hiç... yakınımda yöremde 2-3 kişi hariç ... üstelik en yakınlarımın bile ... kullandığı cümlelerdir...
hafta geçsin... ay geçsin... mevsim geçsin... diyorsunda...
o geçip giden ömürdür anam babam...
diye başlayıp... anlatmıştım bir dönem bu cümlelerin tuhaflığını,anlamsızlığını hatta komikliğini...
sonra sıkıldım uğraşmadım... geçen gün gittiğimiz sahil kenarında...
gözlerimi ufka dikmiş bakarken... ''ne düşünüyorsun'' sorusuyla... ortama döndüm...
bu soruda ayrı gariptir...
''ne düşünüyorsun'' sorusuna genelde doğru cevap verilmez... bunuda herkes bilir... yinede bile bile sorar... niye? iletişim kurmak için top niye karşı tarafa geçmeliki... ya da ... en keçi boku iletişim kurma biçimi bumuki... 'bumuki' kelimeye bak be... pehhhh...
düzgün cevap vermek istesen bile...
dalıp gittiysen ufka... aynı anda bir kaç şeyi düşünmeye çalışıyorsun demektir... dolayısıyla hiçbirşeyi düşünmüyorsundur... yine dolayısıyla ruha beyne havalandırma işlemidir bu uçuşan düşünceler...
ve fakat... ben... ''ne düşünüyorsun'' sorusuyla ortama döndüğümde... ruh havalandırmasında değildim... ufka bakıp ciddi ciddi... ve ... bugüne kadar beni kızdıran cümlelere inat ...
düşünceme ihanet...
temmuz ve ağustosun nasıl geçeceğini düşünüyordum...
ahh hah... evet berbat bir durum...
bu dünyada benden başka...
her yıl ... belki bu sene haziran ,temmuz ,ağustos son derece serin yağışlı rüzgarlı geçer... züğürt tesellisinden medet uman var mıdır acaba...
sokaktaki ''can''lara bir kap su belki birazda yemek vermeyi unutmazsınız değil mi...
daha haziranın başında bu kadar sıcaksa... temmuzu ağustosu düşünürüm tabi...
yaza dair... meyvasını,sebzesini ,denizini sevsemde... hiçbir zaman aram iyi olmadı sıcaklarla... metabolizmam tepe takla oluyor...
birde gazetelerde televizyonlarda sürekli yapılan genellemeler vardır yaza girerken...
diyetler ,rejimler ,kilo vermeler filan... yazın başında başlar... ve çoğu insan baharın son günleriyle beraber deli gibi spora başlar... niyeki...
ben bütün kış spor yapar... karşılığında yazı... iş, tatil ve seyahat hariç... minimum hareketle geçiririm...
kışın serin ve kuru havasında geçer köşesine yer içer oturur... yazın tepede tepsi gibi duran ... birazdan içinden lavlar fışkıracakmış gibi yakan güneşin altında ... ter içinde kalarak... ya sahilde koşuyordur... ya spor salonuna gidiyordur... dolayısıyla... bütün kış yediği ... en sevimsiz sebzelerden olan lahanaların ,kerevizlerin, etlerin,butların bedelinide...
cânım bezelyelerden ,kabaktan,patlıcandan vazgeçerek ödüyordur...
nedeni çok sıradan aslında...
kışın paltolar montlar altında kamufle olan kilolar... yazın açığa çıkıyor... eh karar vereceksiniz... kendinize kendiniz için mi bakıyorsunuz ... başkaları için mi...
doğal olarak bu genellemeleri duydukça ... zaten sıcaklardan sapıtmış bünyem iyice sapıtıyor...
genellemeler bitmiyor...
yaz enerji verirmiş... bana vermiyor nolcak şincik... parmağımı kıpırdatmak gelmiyor içimden... güneş aynı zamanda antidepresanmış...
ne demek...
hele temmuz -ağustosta ... antalyada öğlen güneşi en yüksek doz oluyor demek ki... aman kaçırmayalım...
hani ...
kış uykusuna yatar ya bazı dostlarımız... enerji harcamamak için... metabolizmaları öyle çalışır ya...
hani diyorum ki... bir mağara bulsam buz gibi serin... haziran başında girsem uyusam... sonbahar yağmurlarıyla hayata karışsam...
ve uyuduğum aylar...
sonradan toplama eklense... böylelikle 12 aydan oluşan yıl... benim için 15 aya çıksa...
off ne güzel olurdu...
|