canım İstanbulumun bazı yerlerinde...ciddi değişiklikler yapılıyor...eski çehresine kavuşturmak adına,radikal zannedilen değişiklikler...
bazen kent koruma projesi
bazen tarihi dokuyu koruma projesi,
bazen İstanbulun gülen yüzü...
bazen enayi avlama projesi
anlayacağınız isimleri sürekli değişir bu projelerin....
sıkı çalışır bizim belediyeler ,hafife almayın....
öyle sıkı çalışırki ...bir çok projemiz var hayata yarı geçirilmiş...kalan yarısıda geçirilmeyi bekleyen...
mesela bunlardan biride ...
''tarihi kadıköy çarşısını canlandırma ve koruma projesi''
isim olarak güzel geliyor...niyetde fena değil gibi duruyor...
tarihi dokunun korunmasına kim karşı çıkar ki...elbette korunmalı...elbette bu doku mufafaza edilmeli...

eski kadıköy iskelesi...
yalnız ufak bir kargaşa var...canlandırma ayrı bir konudur....
koruma ayrı bir konu....
canlandırma dediğimizde...kurulan bir platado ,düzenlenen sahne ...en elverişli örnek olacaktır sanırım...canınız sıkıldıkça bozup yenisini yaparsınız...karşıdan bakanlarda ,ne kadar gerçek gibi derler...
burdaki sırda ''gibi'' kelimesinde kilitlenir...
ve bu ''gibi'' benim hayatımda başlı başına allerji konusudur...
insan kısmısına ilerde bir gün değinirim...şimdiki acil durum semtler,beldeler,ilçeler...
koruma farklıdır...
korumanın asıl anlamı,önce zarar vermemek bozmamakla başlar...
bir ev düşünün her gelen, birşey asıyor,çakıyor,kapıları pencereleri söküyor vs...
bir duvarda futbol takımlarının posterleri yanında çıplak kadın/erkek resimleri...öbür yanda picasso...patlamış su boruları,tıkanmış bacalar...kırılmış camlar,sökülmüş kapılar,ağ bağlamış köşeler,yıkılmış duvarlar,sandıkta altınlar pırlantalar ve taşmış lağımlar....
evi önce ıslah etmek sonrada koruma altına almak istemek , iyi niyet olarak algılanıp ve takdir edilecekken...
ilk uygulama ...
kırık camları silmek olunca... biraz garabet kokar bu iş...
bir çok yerde böyledir...
kentlerde de böyledir,ilçelerde ,semtlerde...aslında insanlarda da...
bugüne bakarsak ...
üsküdardaki yeni düzenlemeler sayesinde başta ''kefçedede'' sokak olmak üzere bir kaç kaç sokak yerle yeksan oluyor kimin haberi var... gidin bakın, ordaki evler hakikaten de tarih...peki kimin umurunda...
sokaktaki ''can''lara bir kap su koymayı unutmadınız değil mi...
dönelim kadıköye...
''tarihi kadıköy çarşısını canlandırma projesi'' kapsamında yapılanlara...
ilk etapta gözümüze çarpanlar nelerdir...
madde madde yazacağım ve dilim döndüğünce açıklamaya çalışacağım...
***çarşıdaki surp takavorun karşısına timsah heykeli konuldu...
çarşıdaki surp takavorun önündeki timsah ucubesinin anlamını sorunca...kadıköydeki kazılarda mısırlılara ait bulgular olduğunu,timsahlarında mısırlılarla beraber anadoluya geldiğini rivayet ediyorlar...
olabilir doğrudur, yanıltmak istemem sizi ...
şimdi bizler nasıl yanımızda rottlar,gsd ler,dobermanlar gezdiriyorsak belki onlarda timsaha tasma takıp gezdiriyorlardı kimbilir...
dedik ya...bu bir rivayet...
ama daha yakın tarihteki kazılar rivayet falan değil,bildiğiniz gerçek...
mesela söğütlüçeşme,gazhane ve moda burnu arasında yapılan kazı çalışmalarında (1942-1952 yılları arasında), bronz çağına ait eserler bulunmuştur. Moda Burnu’nda ise, topraktan yapılmış kandiller, üzerinde boyalı nakışları olan vazolar, öküz heykeli, sakallı erkek başı ve Kalkedon kitabesini ihtiva eden tunç bir levha bulunmuştur.
bu ışık altında bakınca...timsah heykeli dikmektense moda burnunda çıkarılmış öküzün ,boynuzlarınıda parlatarak heykelini dikmek çok daha mantıklı...
altıyolda boğa,çarşıda öküz,modaya'da inek koydunuzmu bu üçleme bal gibi tamamlanır...
***sevimli kaz rodi nin heykeli dikildi...
sadık ve sevimli bir kaz,birazda agresifmiyiz ne...sahibiyle dipdibe gezip durur...sahibi nereye giderse o da peşinden gider...dükkanda bırakılırsada çığlık çığlık bağırır...bu projenin sanırım en masum kısmıda bu kazdır...o kadar masumdu ki zaten heykel de 1 hafta içinde çalındı ya neyse...
***kaldırımlar genişletildi ,yollar daraltıldı...
yayalar rahat yürüsün diye elbetteki yollar daraltıldı...zaten başka türlü olamaz çayır çimenden yol yapıldığı ,dönemler sanırım büyükbüyükbüyükannemin zamanında kalmıştır...
bakın nasıl oldu uygulama...
kaldırımlar genişletildi yayalar için ya...işte o kaldırımlara dükkan sahipleri ve esnaflar belediyeye 1000 ytl ödemeleri karşılığında mallarını yayıp sergilemeye başladı...bakkal ,aktar,hediyelik eşyacı,pijama don gömlek satanlar vs...
lokantalarda akşamüstüne yakın masaları dizmeye başladı kaldırımlara...hatta öyle abartıldı ki 2 ayrı bankanın atm makinası bu masaların arkasında kaldı...
bankalar ayrı,mudiler ayrı homurdanıyor...
nasıl çekecek millet parasını ,masaların üstünden uçarak mı...
nerde yürüyormuş yayalar...
elbette caddelerde...
işgaliye ödeyen kaldırımı kullanır bu kadar basit...
peki yollar daralınca noldu...
arabanı parkedecek yerler yok oldu...doğru mu...
ama otoparklar açıldı...
5 kââttan başlıyor giriş...en ucuzundan ,oralarda oturan yada çalışan insanlar için aylık 150 ytl ekxtra masraf...
peki ,avuç içi kadar kadıköy çarşısında çok mu arsa vardıda hepsi otopark oldu...
yoo...
hani tarihi eserler vardı ya...restorasyon çalışması gerekenler falan...
işte onların yanması yaklaşık 5-6 saat filan sürüyor...
kimbilir kimler yakıyor...
sonunda çalıştıranlar aylıkçı garibanlar...
geriye kalan boş arsada 48 saat içinde otopark olarak hizmete giriyor...
neymiş ...bir kez daha hatırlayalım...
'' tarihi kadıköy çarşısını koruma ,canlandırma projesiymiş''
***tüm binaların sokağa bakan kısımlarındaki klimaların dış ünitelerini sökme ihtarnamesi geldi...
bu ihtarname yıllar önce teşvikiye- nişantaşı bölgesindede yürürlüğe konmuştu...evet bencede sökülsün...hem küresel ısınmaya katkıdada bulunulmamış olur,hemde görsel olarak,tarihi doku bozulmamış olur...
tarihi yapılara konuşlanmış barlardaki dış üniteler sökülsün önce...
sonra toplam 17-20 yıllık ,tarihin ''t''siyle alakası olmayan binalarınkide ardından sökülür elbette...
önerim ise ,belediyenin biraz paraya kıyıp ,erkeklere kahverengi-gri...
kadınlara ise pembe-yeşil yelpaze dağıtmaları olacaktı...
ama olamadı...
çünkü...belediye yetkilisine ,
__ dış üniteleri nereye takalım...
diye sorulan soru...
6 katlı hanın iç duvarları olarak cevap bulunca...
yelpaze önerisinden vazgeçildi,elbette...
***binalara boyanma emri geldi...
öneri değil tabiiki emir...
ve içeriği...
x ada,y parseldeki taşınmazın...z vaktine kadar Q (teta basamadık bu klavyede idare edin Q ile ) rengine boyanması...
vs..vs...
boyamazsan napıcanıda yazmış belediye, kendi boyayacakmış ve son derece üst sınırlardaki bir rakamı da tahsil edecekmiş...
ne demiştim...öneri değil demiştim dimi...
yinede komik tarafı var...bir işhanına uygun gördükleri renk çingene pembesi...
***ve kadıköy çarşısının 3-4 sokağı lokanta,birahane,yemekevi,restaurant filan oldu...
adına ne derseniz işte... bu konu uzun, bu yazının altına eklemek sizi sıkar,benide yorar...o yüzden ilerleyen zamanda yapalım bu maddenin açılımını...
ve... elbette her işe iyiniyetle başlanır...ama sonuçtur bize kalan...
sn1:bir önceki yazıma samimiyetle duyarlılık gösteren dostlara ,bir kez daha içten teşekkürler...
sn2: surp takavor çarşıdaki ermeni kilisesidir.
sn3:resimler
http://istanbul.resimleri.tv/ adresinden alınmıştır.
|