
şimdi 14 şubat tantanası yaşanıyor her açıdan... nasıl her açıdan şöyle...
mesela ilk açımız ...
barından büfesine...iç çamaşırı dükkanından çiçekçisine ... cd satan dükkanından pastanesine her yer kırmızı ....
canlı kırmızı güllerden yapma kırmızı güllere ,sapı gümüş olanından ,şampanyanın içine hapsedilmiş olanına kadar her yer gül...
kırmızı kalpli örtüler,yastıklar,takılar,hediyeler,kutular vs...
bu renksizlik sıkıyor beni... heryerin aynı renge büründüğü yer renksizdir ...
hadi tamam itiraf edeyim... kırmızı tercihim olan renklerden biri değildir... gül de en bayıldığım çiçek değildir... sanırım bunun küçük çaplıda olsa bir etkisi var...
tv reklamını seyrettiniz mi... ''o sizin için bugüne dek bir çok fedakarlıkta bulundu,ondan bu küçüçük şeyi esirgemeyin'' falan anlamında bir cümle kuruluyor reklamda...
reklam pırlanta reklamı...
esirgemeyin tabii küçücük bir şeyi... hatta o reklamı az görüyoruz televizyonda,
imza kampanyası başlatalım gecede 500 kere falan versinler...
hediye dedinmi pırlanta olcaaakkk ...
ahanda çay masası kadar olcaaak böyüklüğü...
ipekçi şu son zamanlardaki '' muhafazakar eşcinselim türbanı destekliyorum'' çıkışından sonra bir pırlanta markasıyla anlaşmamı yaptı... distribütörlük mü aldı öyle birşey...hatırladınızmı
yoksa o firma bu reklam yapan firma mı ...kimbilir...
pırlanta iyi bişey tabii...üstündeki kanı*** silmeyi başarırsanız ışıldar bile...
herkes hediye olarak pırlanta alsın ... o arada emekli memur kamil bey pazarın ardından kalan çöplerin içinde yiyecek aramaya devam edebilir...ne gam...
üstelik pırlanta dediğin 24 ay-36 ay taksitle satılıyor,
almayanı dövüyorlar... azimle niyetliler bu ülkede pırlantasız kadın/erkek kalmayacak...
kayışdağında iki göz gecekonduda oturan ve bu ayki 150 lira olan ev kirasını ödeyememiş yılmaz , 36 ay taksitle karısı sakineye yüzük alabileceği yerleri soruyor desem... inanmazsınız dimi şimdi...
yok canım bir şeyi sabote ettiğim,heves kırdığım falan yok... boku çıkarılmış herşeyden nefret ederim hepsi bu...
bundan 4-5 yıl önce... tv.larda sucuk reklamını yasaklamışlardı...
''alan var alamayan var canları ister o yüzden gece yarısından sonra yayınlanacak '' demişlerdi...
ne oldu da sucuk alamayan insanlar ,pırlanta alabilir oldu...
biliyorum savunmalarını
''pırlanta yiyecek maddesi değil kiii'' diyorlar... iyide nefsin eğitimi yada eğitimsizliği sadece yiyecekle sınırlı değil ki...
reklamda görüp görüp ,
tekstil işçisi kocasından aylardır pırlanta yüzük isteyen yarım akıllı gülsüm bu 14 şubatta da alınmadığını görüp gece yatakta doğrarsa zavallı kemali...
anlarsınız o zaman nefside eğitimide... çoook fırın ekmek yersiniz siz bu kafayla... gelinde öğretelim bir ara...
aaa atlamayalım tabii içki sağlığa zararlı, o yüzden yasaklandı ya reklamları... pırlanta da takanın olmasa bile ...
elması çıkaranın sağlığına zararlı.... e nolcak şimdi...
nalıncı keseri modeli şık durmuyor değil mi...

2. açımız... ''14 şubat kutlayan batı özentisi sefiller'' diye çığırıp duran açı...
suudi 14 şubatta kırmızı gül satışını yasakladı... iyi...
onların kutlayan kısmısı londra,istanbul arası mekik dokuyor zaten...
sokaktaki can'lara bir kap su ,birazda yemek vermeyi unutmadınız değil mi...
geçen gün kadının biri de 14 şubatın papazın birinin doğum günü olduğunu söyledi...
e şimdi bu algı,zeka,kültür fukarası üzerinden gitmeyecez bu yazıda tabiiki...
bir düşünün...
'' bu batı özentisi sefiller'' niye jan darkın doğum gününü kutlamıyor sizce... niye amerikanın 4 temmuzunu almamışlar....
oysa 3-5 okul yolu arşınlamış her insan jan dark'ın adını ,st.valentine'den daha önce ve daha çok duymuştur... ama buna rağmen st. valentine'e yapışmıştır... onu ezbere almıştır... niye?? sevginin,aşkın... savaş'a zaferi midir...
14 şubat kutlayan her insan st.valentine in tüm hayatını ezbere biliyor mu zannediyorsunuz.... 14 şubatın anlamını ,öyküsünü biliyor mu zannediyorsunuz... hepsini bırakın st.valentine in nereli olduğunu biliyor mu zannediyorsunuz..... ''kardeş be o endonezyalı'' desen onada inanacak bir kesim var...
ve... niye ille 14 şubat... sevgiye dair bir özlem midir.... doğum gününü ,evlilik yıldönümünü unutan hödük sevgiliye/kocaya toplumsal dayatmayla gül aldırabilme ve bir an bile olsa mutlu olma gayreti midir... kadınların tutunduğu,desteklediği onayladığı bir gün müdür...
evet evet kesinlikle öyle... kalpli başörtüsü bile gördüm bugün vitrinde... kadının sahip çıkmadığı herşey bitmeye mahkum...
karşıysanız kardeşim... aklınızı kullanacaktınız... arada sırada bir buket çiçekle gidecektiniz...
bayramı seyranı vesile edip bir dal çiçek alacaktınız...
eee siz yapmazsanız...birileri dayatır....
harekete geçemeyen zihinlerin dayatmalarla kuşatılması an meselesiymiş...gördük...
yinede kutlu olsun ,hayırlı vede uğurlu olsun... sevginiz hep daim olsun... aklınız yerinde olsun.... dilenci duası etmeyenleriniz olsun  ille dışarı yemeğe gidecekseniz... hidiv kasrı ve çamlıcayı denemeyin bile.... tıklım tıkış oluyor... bu güne karşı duranlar ellerinde kırmızı gül ve sevgilileri ile beraber... bu iki yerde karşı duruş günü kutluyorlar...
bilginiz olsun...
peki ben ne yaparım... öncelikli günlerimden olmamakla beraber ...
bir çiçek gelir,belki yemeğe gideriz yada gitmeyip film seyrederiz...
karşı duruş değil canım... doğrusu şu... zamanında kendi uydurduğum ve bir kısmının nedenini benim bile unuttuğum bir çok gün var kutladığımız ...
gönül almak,hediye almak bir çiçekle mutlu etmek için ise biz zaten yılda 1 günü beklemeyiz...
istediğiniz günü,istediğiniz gibi kutlayın...mutluluğu ,sevinci elbette gözardı etmeyin...
sn.bir elmas bir pırlanta diyerek kafasını karıştırdıklarım varsa ...
elmas doğal halidir ,pırlanta işlenmişi...
ki bazen kesim şeklinden dolayı ihtiyaç bile kalmaz...
ikiside karbondur vessêlam...
***elmas dediğimiz,aslında bildiğiniz karbondur (C) mesleki ve teknik olarak bakmayacağım... endişe etmeyin....
çıkarılması sancılıdır... istisnaları olmakla beraber... büyük kısmı ... afrika ülkelerinde ve geri kalmış birkaç ülkede bu ülkelerin fakir insanları çok zor sağlık şartlarında çalıştırılarak çıkartılmaktadır. bu ülkelerdeki içsavaşlar elmas firmaları tarafından kışkırtılmaktadır... gerek savaşta ,gerekse çıkarılma esnasında .... sakat kalanlar,hastalanlar,işkence edilerek cezalandırılanlar...ölenler... dramdır bu...
bu dram ...brezilya , venezüella,avustralyanın batısı,kongo,angola,güney afrika cumhuriyeti,sibiryanın bir bölümünü de içine alır.... elmas rüyasının işçileri için sonuç çoğunlukla kâbustur... bir düşünün herbir minik elmas için kaç kişi canından oluyor...
peki niye bu talep... kendini değerli bulmayan insanın , başka insanların hayatlarıyla bedel ödediği ,ve bu bedeli yüklediği taşı parmağında boynunda taşımak... değerli mi hissettirir... veya bu taş boyunda, kulakta iken ,varolan değerli kimlik ne zamana dek sürer... bir başka insanın gelipde küpesine yüzüğüne kilitlenip ... kendisini sallamadığı zamana kadar mı sürer ... yada carbon kadar değeri olmadığını anladığı ana kadar mı ?
ağaçdan ,insan hücresinin zarına kadar her yerde karbon var... baktığınız ,yaşadığınız her yerde var...
en önemlisi kendinizde var... dolayısıyla doğru dürüst bakmayı en önemlisi görmeyi becerebildiğimizde... herşey elmas kıymetinde...
|