
her yıl bir yada iki dizi çıkıyor... beğendiğim ... zaman ayırıp izlediğim...
*
geçen yıldan kalan ''parmaklıklar ardında'' var...
zeynep eronat hatırına seyrederken...
ışık yenersu ve fikret kuşkan aşkına bu yıl yine takılıp kaldım dizide...
*
ya ''kış masalı'' ya da ''kış sevdası'' hatırlayamadım şimdi...
ıssız adammış oynayan ... dizinin büyük kısmı cumalıkızıkta çekiliyor... cumalıkızık hatırına seyrettim iki bölüm... de... suzan aksoy bile son derece sağlam ve donanımlı oyunculuğuyla ne kadar sırtlar diziyi... şu ıssız adama... ustalardan biri sevabına el atsada... öfke,sevinç,aşk,ayrılık,keder,durgunluk,coşku gibi duygulanımlarda mimik kullanımını öğretse ne iyi olurdu...
2.bölümü seyrederken büyükpatronda vardı... ekselansla fısıldaşıyorlardı... sinir olduğum bir iletişim biçimi olsa da... ben dizi seyrediyorum diye rahatsız etmemek için yaptıklarını düşünüp bulaşmadım...
yanlış düşünmüşüm...
ikisi koro halinde sordular...
__dizide ne oldu şimdi?
cevap veremedim...
ikiside birbirine baktı ...
__dedim ben sana...suratındaki o keyifli ifadeyle diziyi seyrediyor olamaz...kesin at'ı seyrediyor dedim di mi...
düşündüm evet... hakikaten ıssız adamın atını seyrediyordum hayran hayran...
eh at dediğinde şükür ki ulaşılmadık bir şey değil...
bıraktık diziyi...
*
yeni başlayan bir dönem dizisi daha var...
''bu kalp seni unutur mu''
gazeteye tam sayfa oyuncuların canlandırdıkları karakterleri tanıtan ilan vermişler...
orda gördüm... 80 li yılları işlemişler konu olarak...
iyiki vermişler o ilanı...
konuyu,içeriği ve karakterleri bu ilanla tanıtmasalardı...
hele şu sıralarda...
80 yıl geçse üstünden...
adı...
''bu kalp seni unutur mu ''
olan bir dizinin içeriğini merak etmezdim...
dolayısıyla izlemeye de niyetlenmezdim...
önce ''hatırla sevgili''
şimdi ''bu kalp seni unutur mu''
sanırım ardından...
''duydum ki unutmuşsun gözlerimin rengini'' sonrada... ''bir bahar akşamı rastladım size'' gelecektir...
çok yeni bir dizi...
bakalım bakalım...
nasıl bakılmış 80 li yıllara... objektif mi subjektif mi... realist mi romantik mi...
*
''hanımın çiftliği'' zaten orhan kemal aşkına... ki ... 3 kemallerden en sevdiğimdir... ve özgü namal hatırına seyrettiğim bir dizi oldu başta...
sonra kabak hafız'ın oyununu çok sevdim... sonra elci ... sonra berber...
kısacası oyunculuklar çok iyi...
aslında okuduğum kitapların dizileri canımı sıkar benim...
dizi seyreder gibi olmuyor... 'kitapta böyleydi ...burda ne olmuş'... 'senaryo kitaba uygun mu'... 'bak bak burda uymamış'...
veya 'dizide böyle oldu ama hay Allah kitapta nasıldı unuttum ...
dur bi gidip bakayım' dizi mi seyrediyorum kitap-senaryo kontrolü mü yapıyorum belli değil... otur seyret işte ne kurcalıyorsun... ama kararlıyım bu diziyi seyredicem...
dedim ya tüm oyuncular iyi... ve döneme uygun kurgulanmış...
ayrıntılar ince ince düşünülmüş... çoğu ayrıntı irkiltiyor...
eh...
orhan kemal okurken... barbara cartland okur gibi saçınızı parmağınıza dolayıp lüleler yaparak... ve yüzünüzde mutlu bir gülümsemeyle okuyamazsınız...
yani duygulanım bu değildir... dolayısıyla diziyide rehavet içersinde seyredersek ... dizi gerçeğinden sapmış demektir...
sokaktaki can'lara bir kap su birazcıkda yemek vermeyi unutmazsınız değil mi...
ah hahh tabi...
''ne dizisi hiç işim olmaz''
diyenler için...
32 kısım tekmili birden reality showumuz var...
''eve dönüş''
onu seyredin...
iflah olmaz romantiklerimizin kardeşlik çığlıkları atarken ayrımcılığın âlâsını yapmalarına bir göz atın ...
şu aralar ne zaman 10 - 15 kişi toplansak...
neredeyse çoğu ... eve dönüşü destekliyor ... bir ikide yorumsuz var... karşı çıkan daha az...
bugüne kadar salataya limon mu konacak sirke mi konusunda bile çoğunluk sağlayamamışken...
bu konudaki ortak görüş önce şaşırttı...
sonra uyandım .. bunlar... büyük müzik otoritemiz tarafından ''her iki cihanda lekeli '' diye suçlanmamak için destekliyorlar herhal...
hadi bu cihan neysede ... öte cihan için durum tespiti yapmak aşar herkesin boyunu... hele hele otoritemizin boyunu...
''bir dakka ben anlamadım noluyor''
diyerek dillendirilen en masumane soru bile ...
histerik çığlıklarla...
''ne yani sen bariş istemüyürmüsünnn sen savaş mı istüyürsüüün''
diyerek ...
gaffur tadında karşılanıyor...
evet anam babam...
bize rahat batar...
şöyle rahat rahat çoluğumuz çocuğumuz kedimiz köpeğimizle yürüyüşlere çıkmak... tatile gitmek... terörle mücadeleye akıtılan onca paranın ... okul-tiyatro-hastane-maaş zammı vs.olarak bize dönmesi...
televizyonlarda terör haberleri yerine... klasik filmleri seyretmek filan bozuyor bizi...
çünkü...
biz bu ülkenin bazı insanları olarak... doğusu batısı ...kuzeyi güneyi... her tür etnisitesi, mezhebi ,dili ,diniyle hepimiz manyağız ...
sıyırmış ...savaşa susamış acaip insanlarız... bir elimizde komando bıçağı... öbür elimizde el bombası... sabahtan akşama ... akşamdan sabaha... caddeler sokaklar senin ... dağlar bayırlar benim... ayağı yanmış it gibi koşuşup duruyoruz... savaşacak birilerini arıyoruz...
hatta geçenlerde hızımızı alamamışız...
rumelikavağından bi kaptırdık koşa koşa nevizadede bulduk kendimizi...
töbe töbeee...
kimse savaş yanlısı manlısı değil ...
sadece...
terörün ... dağın bağa ... bağın dağa kavuşmasıyla bitmeyeceğini...
terörün dağda bayırda değil üst kademelerde... paranın tam göbeğinde... yıldızlar pırıltılar ... görünür görünmez sınırlar ve kapılar ardında olduğunu düşünüyorum...
kimsenin incinmemesi için ... psikoloji bilimine en çok ihtiyacımız olan şu dönemde... cahiliye devrini andıran bir tavırla... bu psikolojinin üzerinde tepinilmemesini istiyorum...
ve birey olarakda ... kurgusu sağlam zeminde olmayan bu senaryoya,süslemelere inanmama hakkımı kullanıyorum...
hepsi bu...
zarfa değil mazrufa bakalım bakmasınada... zarfın albenisi mazruf'u aştığında her zaman hayaller kırılır...
ama merak etmeyin.... bu konuya fazla odaklanılmaması için ek tedbirimizde var... sahi domuz gribi aşısı olmuş muydunuz...
neyse...
haftada 3 dizi reklamıyla falan 2 şer saat desen 6 saat eder...
ki az zaman değil... kafamı ellerimin arasına alıp seyredecek değilim... gittim bir kaç paket farklı renklerde yün aldım battaniye örecem... yani niyet bu... kazak örecek halim yok herhalde... kol kesmece ...yaka yapmaca zor iş...
geçerken uğrayan bir arkadaş...
yünleri gördü...
__ne yapacan bunlarla...
__battaniye örecem...
__bu yünlere kaç para verdin...
__30 lira ...nolcak maliyeden misin...
__anacım 35-40 liraya yumoş yumoş battaniyeler satılıyor... delimisin sen ya.... canına da mı acımıyorsun...
__gören duyanda battaniye değil...tuğlaları üstüste dizip evin etrafına duvar örecem sanır...
şevk bırakmaz bu tipler insanda şevk...
|