
uyu yavrum ninni uyutayım seni ninnilerle minnilerle avutayım seni
uyu güzel bebek uyu da büyü bebek bir gün büyüyecek söyleyecek bu ninniyi uyu yavrum ninni uyutayım seni masallarla ninnilerle avutayım seni uyu sayın dinleyici uyutayım seni aranjmanla maranjmanla avutayım seni uyu yavrum ninni uyutayım seni aranjmanla maranjmanla avutayım seni şarkılarla türkülerle avutayım seni uyu sayın seyirci uyutayım seni renkli menkli sinemaskop avutayım seni uyu yavrum ninni uyutayım seni renkli menkli sinemaskop avutayım seni seksi meksi filimlerle avutayım seni uyu sayın okuyucu uyutayım seni kuponlarla muponlarla avutayım seni uyu yavrum ninni uyutayım seni renkli menkli sinemaskop avutayım seni çekilişle mekilişle avutayım seni yahu bu ne biçim millet kız ya davul çalıyor ya dümbelek hiç bu gürültüde uyunur mu? çocuğun uykusu kaçacak... uyu yavrum ninni uyutayım seni davulumla darbukamla avutayım seni kaşığımla zillerimle avutayım seni uyu güzel yarim okşayayım seni öpe öpe, seve seve avutayım seni uyu yavrum ninni uyutayım seni öpe öpe, seve seve avutayım seni karagözle, güzel sözle avutayım seni uyu güzel bebek uyu da büyü bebek bir gün büyüyecek dinlemeyecek bu ninniyi... uyu yavrum ninni uyutayım seni masallarla ninnilerle avutayım seni şarkılarla türkülerle uyutayım seni seksi meksi filimlerle avutayım seni çekilişle mekilişle uyutayım seni öpe öpe, seve seve avutayım seni
yıllar önce M.Demirağın seslendirdiği bu şarkı haftalardır dilime dolandı.. tam sırasıymış ve çokda lazımmış gibi...
hangi yıllarda çıkmıştı bu şarkı hatırlayamadım 80 öncesi o kesinde... itirazlarla ve karşı çıkışlarla geçen uzun bir zaman dilimi... ve hala aynı ninniyi söylemek... aynı niniyle büyüyenler aynı ninniyi mi söylüyorlar kimbilir...
***
yıllar önce yerleri çini taşla döşeli bir eve taşınmıştım... nasıl bir akılsa salondan yatak odasına kadar heryeri taş döşemek... ve üstelik kışların sert geçtiği bir yerde...
sadece 2 yıllığına kalacağım için ve manzarası süper olduğu için pek takılmadım yerdeki taşlara ...
halıları kilimleri yaydık eşyaları yerleştirdik... ama... taşındığımızın 3. gününde... sabah yataktan kalkıp yere bastığımda bir tuhaflık vardı... ayak bileklerime kadar su içindeydi bütün ev... halılar kilimler eşyalar hepsi batmış su içinde yüzüyor... derinlerden su sesi geliyor... gece yatarken kesik olan sular ... biz uykudayken gelmiş... fırlayıp gidip suyu kapatmak o kadar anlamsız ve mantıksız geldiki bir anda...
yapmadımda zaten... yatakta oturmaya devam edip...
ayaklarımla suda şlap şlap seslerini çıkarttım... hayatta kaç kere başına gelirki bir insanın bu durum... deneyimleyim bari diye mi düşündüm yada ilginç ve eğlenceli mi geldi hatırlamıyorum ama sanmıyorumda... sonrasında... hıçkıra hıçkıra ağlamak ve duvarları yumruklamak geldi içimden...
onuda yapmadım... gülsem... dengeyi kaybetmek ürküttü... susadım ağzım kupkuru oldu...
nasıl bir ironiyse... kış günü çıplak ayak ve bileklerime kadar buz gibi suyun içindeyken ... susamak...
sonra huyumu hatırladım...
denizde yüzerken susadığım için kıyıya dönüp su içip sonra tekrar yüzmeye devam edişlerimi... duş alırken dahi susadığım için 0.5 lik bir su şişesini rafa koyduğumu...
iyi işte al şimdi doya doya su.... endişelenmeyin... diyabet yada böbrek problemi değil... sadece suyla olan tutkulu beraberlik...
başucumdaki komodinden sürahiyi alıp bardağa doldururken hala ayaklarımla buz gibi suyu şıpırdatıyordum... bardak taştı ... yere döküldü... irkildim önce... yılların kodlanması... dökülenler irkiltir...
kodlanansa durdurmak ve temizlemek gerektiğidir... peki nereye döküldü... yerdeki suya ...
sürahinin içindeki suyuda yerdeki suya boşaltırken...
gülüyordum... bir adım arkası ağlama krizi olarak gelen gülmelerden... geçici manik depresif arızalardan... hiç geldi mi başınıza bu anlamsız gülmeler...
ben 2-3 kere yaşamışımdır...
elbette sonrasında gidip musluk kapatıldı...
sular boşaltıldı...halılar kurutuldu... eşyaların kurtarılabilir kısmı kurtarıldı... geri kalanı elden çıkarıldı... dediğim gibi yıllar önceydi... ama sıkı bir ders bıraktı hayatımda... bugün evdir... sonra köydür... sonra ildir...
yarın ülkedir... sonra coğrafyadır... yarından da yarın dünyadır ... sonra evrendir... ninnilerle uyumadan önce ... muktedir olabildiğin tüm önlemleri al...
muktedir olamadıkların bellidir zaten...
sen uyurken boru patlar... sel basar...çığ düşer ... ayı çıkabülüüür...
sokaktaki can'lara bir kap su birazda yemek vermeyi unutmazsınız değil mi
ne yapılmamalıdır...
önce bunları elemek daha kolay...
*suyun bileşiğini hatırlamaya çalışmak yanlıştır...
*neden düşünmek diğer yanlıştır...
*suyla olan tutkulu beraberliğinin nedenini niçinini hatırlamaya uğraşmak... zamanda kayıptır...
suyun bazen irkiltici... bazen çok çekicidir gücü...
*bu çekici gücü kendi üzerinde hipnotik madde gibi kullanmanda yanlıştır...
ayakların suya erdiğinde... ki nasıl olsa erer... yapılması gereken...
*hızla su girişini kesmen...
*suyu tahliye edebileceğin araç ve insanları bulmandır... *hızlı olmak önemlidir ... suyun hipnotik etkisinin yanısıra birde çürütücü etkisi vardır...
ilkinden kendini kurtarırsında... ikinciden kurtulmak zordur... bir bardak içersin sana iyi gelirde...
10 litre içersen çürümezsin ama ölürsün ... gibi... ve bir ninni nerelere getirdi... anlaşıldı mı... belki... sırası mıydı... evet...
bugün sırası mıydı ...
hayır...doğduğum günde sırası değildi...
sevdiğim gibi çiçekler,böcekler,balonlar süsler püsler yapsaydım iyiydi...
de... içimden bu geldi...
bahardandır bahardan...
varlığınız ve desteğiniz için hepinize ayrı ayrı sevgi ve saygıyla...
daha güzel günlerde ...
ve...
her zaman birlikte...

|