 foto:sabahgazetesi
gazetelerden birindeki haberde...
moskovanın varoşlarındaki köpeklerin aç kaldığını ... onlarında metronun geliş gidiş saatlerini ve aynı zamanda ışıkları ezberleyip... istasyona geldiğini... metroya bindiğini... koltuklara çıkıp efendi efendi oturarak... halkla birlikte kente indiğini orda bir şekilde karınlarını doyurup... sonra yine metroyla yaşadıkları yere döndüğünü...
anlatıyordu...
yukardaki resim moskova metrosunda çekilmiş...
resimde mükemmel anlatıyor zaten durumu...
bu olay... konuya uzak olanlar için ne kadar şaşırtıcıysa...
ışıklarda bekleme kısmısı... hayvanları tanıyanlar için son derece normal bir olaydır...
yahu... en azından... istanbuldaki sokak köpeklerinin tamamı trafik ışıklarına uyar... şaka değil hakikaten uyar...
uymamaya çalışan bir tanesini en son 4-5 yıl önce görmüştüm... bir dahada görmedim uymayanını... kırmızı ışıkta bir kaç kişi ve bir sokakköpeği karşıya geçmek için bekliyorduk...
geçen arabalar biraz azalınca ... bu köpekcikde biraz hareketlendi... bir ayağını tereddütle yola koyduğunda...
uzanıp boynundaki tüyleri çektim azıcık...
__uoopps nereye ...bekle bakalım...
öte yanındaki adam abarttı ders vermeyi...
__çocuum ışığı bekliyecen ...
diye ...
devam edince... köpekcik sakin sakin ışığı beklemeye başladı...
bekleyenlerden biri hayli şaşırmıştı bu duruma ...
dayanamayıp...
__benim kardeşim, 6 ay önce atlamış böyle kırmızı ışığın önüne ... kırmış bacağını ... o gün bugün ... ne ameliyatımız ...ne davamız ...ne mahkememiz bitti... tanıştırsaydık keşke bu köpekle...
diyince...
gülümsemişti herkes...
dedim ya ...
ogün bugündür pek görmedim ışıkta geçeni...
dün sabahın 10 ' unda ...
yukarda bahsettiğim 3-5 gazeteyi okuduktan sonra çıktık evden... oysa birikmiş filmleri seyretmeyi düşünüyordum...
insanın ne zoru olur pazar sabahı 10 da sokaklara dökülmek için bilemem ... ama ... benim zorum...
can sıkkınlığına ilaveten... ekselansın kahvaltıda... klasik kahvaltılıkların yanına... yumurtalı ekmek kızartmak istemesi ... ve 2 arkadaşımızında kahvaltıya gelmek istemesiyle oluştu...
ne yumurtalı ekmek kokusunu çekebilirim sabah sabah açken... üstelik haftada bir kahvaltı edebilen biriyken... ne de 2 sevgili arkadaşın... kahvaltıda yemek isteyecekleri ... sosis vb.nin kokusunu çekebilirim...
tabi şimdi bu durumda... yumurtalı ekmekten... sosise...sucuğa...ve bir sürü şeye laf ettiğime göre...
benim son derece gelişmiş ... ve üstün bir kahvaltı zevkim olabileceği gelmiştir aklınıza...
sokaktaki can'lara bir kap su birazda yemek vermeyi unutmadınız değil mi...
hemde nasıl gelişmiştir...bildiğiniz gibi değil...
mesela şu aralar...
benim kahvaltım... biraz peynir... yanında çağla ve bir fincan çay ...
çağlanın aslında bademin tazesi olduğunu... hepi topu 10 yıl önce burdur da öğrendiğimi ... ve söyleyen adama inanmadığım için... adamın ağacın tepesine tırmanıp badem olmuş olanını koparıp bana getirmesinide ...
söyliyimde...
az biraz karizma hepten sıfırlansın... sıfır??
en önemli sayıdır be...
işte benim bu muhteşem kahvaltı çeşitlerim mevsime göre farklılık gösterir...
bir zaman sonra kiraz çıkar... kiraz peynir zeytin ekmek çaya dönerim...
birde böyle ara mevsimler olur... meyva çeşidi pek olmaz... bir elma biraz ceviz bir fincan kahveyle güne başlarım...
herkes bayılır benle kahvaltı etmeye desem de tablo ortada... tabiki... kimse hoşlanmıyor kahvaltıda meyvadan kuruyemişten falan...
pazar günü tercihlerinin nedeni benim o gün yumurta börek vs. yemem ... ve ekselansın yandaşlığı...
benimki...
rejim filan değil... yiyecek konusundaki -et hariç-titizlikde değil... sağlıklı beslenme kaygısı korkusu hiç ama hiç değil...
çocukluğumda zorla tıkıştırılan ... yumurta içindeki peynirlerimi hatırlıyorum neyin nesiyse...
midem isyan ediyor...
dolayısıyla kahvaltıya gittik...
yolda ...
adamın biri kırmızıda başladı sallana sallana karşıya geçmeye...
zınk diye durdu önümüzdeki araba...
içinden hışımla indi sürücü...
__ulan elalemin memleketindeki köpekler metroya binmeyi öğrendi...
sen hala ışıkta durmayı öğrenemedin mi...
ışıkta geçen adam dahil hep beraber sırıtık sırıtık sürücüye baktık...
ne habermiş be... her haberin dönüşü bu kadar hızlı olmaz...
bundan sonra istanbulda ışıkta geçen bir yaya görürseniz... ayaklarını sayın...
kesinlikle 2 dir...
|