
sabah sabah daha alarm çalmadan telefon çaldı...
sabahın köründe çalan telefon...
ya para isteyen bir firmadır... ya arıza yapmış sondaj makinasıdır... ya büyükpatronun sinirleri altüst edecek vızıldamalarından biridir... yani hayırlı bir haber çıkmaz sabah sabah... zaten ben sabahları sevimsizliğin üst limitinde olduğum için hayr ıda pek anlamam ya neyse....
hayret... hiçbiri değildi...
telefonda öylesine tanıdığım ... musibetliğinden dolayı tanıma işlemini sonsuza dek bıraktığım bir kadın vardı...
yani daha doğrusu...
ekselansın arkadaşının eşi...
ekselansın arkadaşını yıllar önce tanıdığımda ... karakteristik özelliklerimizin birbiriyle iyi geçinemeyeceğine karar vermiştim... hepsi bu... nasıl... acaip şık oldu di mi...
yinede görüştük zaman zaman ... ille arkadaşlık, dostluk gerekmiyor görüşmek için...
bir gün flört ettiği hatunların içinden okumuş yazmış... meslek sahibi biriyle evlenme kararı aldı...
koşa koşa bizle tanıştırdı... çok merak ediyordum ya ben...
ceza birdi ikiye katlandı diye düşündüğümü hatırlıyorum...
genelde insanlar özde benzerlerini bulurlar... eh bu da zeki bir adamdı öyle yapmıştır...
ön yargıdan öte malum olma durumu diyelim...
yinede nötr yaklaştım ilk zamanlar... belli mi olur ... adamla anlaşamadık ama belki kadınla anlaşırız... geçmişte olmuştu böyle örneklerim...
bu çifte ilk zamanlar elimden gelen ...gelebilen! tüm güleryüzümü gösterdim...
sonra bitti...
eh öyle...
herkes yola beraber devam edeceği insanları seçme yada seçmeme hakkına sahiptir yada olmalıdır...
kadın çoook dışa dönük, güleryüzlü ve fazla konuşkandı... ama... benim hakkımda düşündüklerini... bir türlü bana söyleyemeyecek kadarda içe dönüktü...
tanışmak amaçlı ilk geldiği gün...
biraz sohbet biraz yeme-içme faslından sonra... çoook ama çoook memnun olduğunu ... her şey için ama herşey için teşekkürler ettiğini ... söleyerek gitti...
giderken ... bilmemkimlerin evine ilk gittiğinde kedilerinin elini tırmaladığını ama benim kedilerimin çok kibar ve uslu olduğunu söylemeden edemedi...
soru işaretimi kafamın bir köşesine koydum... ama ... ilk tanışmanın hatırına... geçip karşısına dalga geçerek kedilerimin zerafet ve kibarlık dersleri aldığını okuldan başarıyla mezun olduklarını filan söylemedim tabi...
3 gün sonra başka başka tanıdıklardan başka haberler geldi...
benim evde ...
kıyafet bütünlüğü bozulmuş...
niye...
çünkü ''ayakkabıyla eve girememiş''... ''kibarlık olsun diye bile teklif etmemişim bunu''...
niye teklif edecekmişim anlamadım ki...
ne yani...
bütün kurallar,ilkeler,tarzlar ,tavırlar... kendimiz , ailemiz, dostlarımız , en sevdiklerimiz için konulur ve uygulanır...
sonra ...
hiç tanımadığın biri...sevip sevmeyeceğini bilmediğin biri... bir yabancı için ... rafa kaldırılır ,çöpe atılır...
bunun adıda misafire hürmet ...saygı filan mı olur...
ne büyük yanılgı...
gittiğin yerin varsa kuralı uyarsın... ama kendi kurallarınla gitmezsin... gitmemelisin...
İstanbul hızla göç alırken en büyük sorun aslında buydu... kimse kente uyum sağlamayı öğrenme niyetinde değildi... herkes kendi kurallarıyla geldi...
şimdi...
şimdi ise koskoca bir kaos bu kent...
dönersek...
neymiş eve ayakkabıyla girememiş...oysa o misafirmiş cık cık cık...
otele gidipde giriş kapısında ayakkabılarını çıkarttırsalar haber niteliği olur...
dedisini kodusunu yaparsın... da ...
benim evin haber niteliği filan yok...
böyle bir şablon karaktere sahip güruh var... anladık ki bu da onlardan...
''aman lütfen buyrun ayakkabıyla girin''... diyerek misafir ağırlama sürecini başlatıp...
bir kaç saat sonra elinde kova çamaşır sularıyla evi silerken... gelen misafirin 7 sülalesine söverek... süreci tamamlayan...
dolayısıyla... onun benim için asıl düşündüklerini ... ondan değil başkalarından öğrendim ...
bu tip insanların... sana söyledikleri başkadır... oysa düşündükleri başka... en ilginci... arkandan söyledikleri bambaşkadır...
yavaş yavaş tanıdık... tanıdıkça...
son zamanları olmadı benim açımdan... karşımda şebelek şebelek sırıtıp ...
iyiniyet tezgahıyla... şov yapanlardır ilk vazgeçtiklerim...
vardır çevrenizde sizinde...
ortak özellikleri vardır...
çok konuşurlar...
boş konuşurlar... tablet bilgilerdir konuşma içerikleri... içselleştiremezler... tepkisizdirler... ölüyede diriyede gülümserler... gülüşleri kahkahaları ,duruşları ayna karşısında çalışılmıştır... en iyi nerden resim veriyorlarsa o şekilde dururlar... taklitçidirler... düşünce kabızıdırlar... objektiflik iddiasında olup olup da bir türlü olamayanlardır... muhteşem aileleri,dostları vardır... yanılıp da yakınırlarsa eğer... onuda anında toparlarlar ... konu değiştirirler... bir filmi geri almak gibidir o toparlama... önce şaşırırsınız... sonra eğlenceli gelir belkide gülersiniz... ama aslında dikkat ederseniz... çok acıklıdır o çaba...
sokaktaki can'lara bir kap su birazda yemek vermeyi unutmadınız değil mi...
ama... hakkını yemeyelim şimdi...
hakikaten iyi dinleyiciydi...
sen ne anlattın... o ne öğrendi... çok geçmez ... en yakın zamanda kendi anlattığını onun ağzından duyardın...
kullandığın kelimeler neler...
bire bir duyardın... hangi ideolojiye sahipsin... o da mutlaka ondandır... hangi rengi seviyorsun... o da onu seviyordur... ne tür tatilden hoşlanırsın... o da aynısından hoşlanıyordur...
mesela bu karakteristiği yüzünden... sayemde... azbuçuk ispanyolca ve makrame öğrendi...
eh acele yok...
bir haftasonu...
hızlı hızlı çarşıdan geçiyordum...
bu eş durumundan tanıdıkla karşılaştım...
__aaa nereye böyle hızla... __ispanyolca kursuna gidiyorum...çıkıştada makrame kursum var... geç kaldım... __hmmm...çok güzel... __bencede güzel ...süper bir dilmiş... __hem iş...hem ispanyolca... hem makrame...nasıl vakit buluyorsun... __işte böyle koşturarak...
1 ay sonra makramede düğüm öğrendiğinin ve ispanyolca kurslarına başladığının haberi geldi...
güzel...
peki ben...
ispanyolca bilirmiyim... __yooo
ispanyolca kursuna gittim mi...
__yooo
makrame bilirmiyim
__değil bilmek ipini bile tanımam...
o gün kü acelemin nedeni sadece bir arkadaşımla buluşup yemek yiyip alışverişe gidecek olmamdı...
salça olmasın diye uydurmuştum kursları...
iki kursda birbirine bir uyumlu ki değmeyin gitsin... şu anda ben bile hatırlamıyorum ...
neden ve niye bu iki kursun aklıma geldiğini...
sorun varmış ... onun için aramış sabah sabah... ekselansla acil görüşmesi lazımmış... bu böyle olmazmış...
3 ayda bi görüşüyormuş ama... adam annesinin etkisi altındaymış... bütün hayatını annesi yönlendiriyormuş sanki ... bik bik bik...
gerisini dinlemedim ekselansa pasladım telefonu oldu bitti...
al başını ellerinin arasına geberene kadar gül işte... adam annesinin etkisindeymiş ...miş...
bak sen...
__ adam hiç değilse anasının etkisi altında...
sen hayatında kesintisiz 8 saat geçirmediğin insanların etkisi altındasın ya...
|