Image and video hosting by TinyPic
bu sitedeki yazılarımın....kopyalanması,çoğaltılması,yayınlanması yasaktır...

Sedencikin Dünyası

Tanım

Çoban kaval çalar anın Hayâtı şairanedir ... Güler perisi tarlanın ... Bu bir güzel teranedir ... Tevfik Fikret

Bağlantılarım

» Ana Sayfa
» Profilim
» google
» e-mail

yakın gecmis

»
güvenli yollar
» dün'ün anlamı
» iki cihan'da...
» hünnap'ın yolculuğu...
» babalar ve oğullar
» hangi şerit
» bayramlık...
» kenar-ı dicle...
» merak kumkuma'sı
» ve...kutlu olsun
» bir fincan kahve
» kapılar ardı
» öküz kafayı sallarsa
» dün'ü gün'e eklerken
» akrebin masumiyeti
» ruh havalandırması
» arni'nin perdeleri
» şefkat'den zulm'e
» ninnilerle büyürken
» metro
» ucu açık
» özetle
» özetle-1-
» ada(mama)k
» öncelikler
» ne desem
» semer'den eser
» ilk aşk
» çok güzel hareketler bunlar
» kriz yönetimi
» zıkkımın dibi
» doz aşımı
» tasarruf tedbirleri !!!
» bayram'dan bayram'a
» delikanlı
» park etmeden fark etmek
» dut ağacı boyunca
» tüyapta kitap
» ayıklama
» işler nasıl gidiyor
» biri bizi...
» ya affetmezse
» tek tek
» hangi kene
» aynadaki oynamalar
» bu da geçer
» hibrit akvaryum
» kıtmir ve nankör kedi
» yağma
» bir demet saygı
» kadın ve emek
» şam şeytanı
» şerrealite
» projeler...ler...
» prestige aslında Tesla

geziyoruz

» uzungöl'ün gölgesi...
» sumela...
» trabzon...
» vona...yason
» ünye-fatsa arası buharlaşmalar
» bandırma'dan alaçam'a
» uçurum cinleri
» sinop-2-
» sinop-1-
» yollardan sonra
» şanslı ayrıntılar
» araba-benzinci-zeytin üçgeni
» iznik-göl-zeytin-yayın
» hamamlıkızık-cumalıkızık arası saat 8 sırası mı
» orhangazide kahvaltı
» ve geldim...
» deniz-tatil-yıldızlar


dut ağacı boyunca...










dut yemedim doyunca...
..........................

..................

.......



çok güzel bir türküdür...

de...
benim gerçeğimle alakası yoktur...
çatlayana kadar dut yemişimdir ...

şimdi bu aslında geçen yazımdaki devam edeceğimi söylediğim ...
tüyap'ın inenleri,çıkanları ve okuma şekilleri...

desem inanmazsınız di mi...


ben olsam bende inanmam...

ama öyle Göz Kirpiyor


en baştan söyleyeyimde...
kitapla arası olmayanlar,sıkılanlar hayal kırıklığına uğramasın...



herkesin kendine özel kitap okuma yerleri vardır...
sizinde vardır ...
geçmişte...ya da bugünde...




mesela ...
çocukken iki tane okuma yerim oldu akıllara zarar...

6-10 yaş arası...

istanbulun bağrında bahçede büyüyen son şanslılardandım sanırım...

anneannemin bahçesinde ağaçlar vardı ...

karadutlar  elimi yüzümü üstümü berbat etmeyeyim diye yasak ...


incirde  netameli ağaçmıymış neymiş...o da yasak...

beyaz dut,erik,ceviz serbest...



bizimkiler bir tuhaf ailedir  zaten...

sokağa çıkmak onlarca kurala bağlıydı...


gözümün önünden kaybolma...
koşma,düşme,terleme,elleme...
gibi kurallar silsilesi...



karşılığında ...
ağaca çıkmak serbest...



beyazdutun ortalarında bir yerde üst üste gelmiş kalın dallar vardı...
en çok orayı severdim...
üstümde annemin diktiği bol cepli bahçıvan pantalon...

anneannemin hazırladığı, arasına beyazpeynir konulmuş ekmek bel kısmındaki cebe...
kitabım en öndeki geniş cebe...

ben doğru ağaca...
kitap okumaya...



oturup sırtımı yaslardım o kalın dala...
bir yandan peynirli ekmeğimi yer , yanında çatlayana kadar dutları yer ,kitabımı okurdum...

anneannemin... annemin herkesin kafası rahat...

niye olmasınki...




__çocuk nerde?
__ağaçta...




ee ne güzel işte...

kanatlanıp gökyüzüne uçacak hali yok...

sokağa kaçmak istese...

ağaçtan inip köpiş köpiş evin içinden geçmek zorunda...

onların düşüncesi böyle bir şeydi...




ağaçta mağaçta hiç değilse yeri belli...
nerde olduğunu biliyoruz mantığı...



yerde olsam napıcağım zaten  belli...
ya sokağa çıkacam diye uluyacam
yada sokaktaki tüm arkadaşlarımı eve bahçeye doldurucam...
sokaktaki arkadaşlarımın bir kısmı 2 ayaklı değildi tabiki...








2. yerim bir arıza sonucu çıktı ortaya...
11-12 yaş arasında...
kısıyormuşum gözlerimi...
zaten batıyor yanıyor yaşarıyordu filan..




biraz bozuk,biraz yorgunmuş gözler...
ışığın açısınının...
ders çalışır ve kitap okurken nasıl olması gerektiğini anlattı göz dr.u...


anlattıda noldu...
adam sanki ışık açısı tarif etmedi...
yasaklayın kitapları dedi...



dr.un ''önemsiz ''demesi ...
hiçbirşey ifade etmedi bizimkilere...
biz ...
en fecisi,en korkuncu neyse onu alalım...




muhtemelen körlük tehlikesiyle yüzyüze olduğumu düşündüler...


fıkrayı bilirsiniz di mi...



adam gece evine geç kalmış...
anası ağlıyor ...
söyleniyor...
''oyyy benim kuzum kaza mı geçirdi...uçurumamı düştü,boğuldu mu...noldu benim kuzuma''

karısı bulaşık yıkarken söyleniyor...
''boyu posu devrilesi...
boynu altında kalası herif kimbilir kimin yanında''


adam camdan duyuyor bu söylenmeleri...


''ey Allahım
anamın söylediği düşman başına...
karımın söyledikleri dostlar başına''





yeni kitap alınmaz oldu..
eski kitaplarda birer ikişer dolaba kilitlendi...
hergün azalıyorduk...
olsun...
harçlık biriktirir...açık hesap çalışır Sikici alırım ben yine...



iyi güzelde saatin 9.5 -10 unda yatıyorum...
gelip kontrol edip...
ışığı kapatıp salona gidiyorlar...
saate bakmak için kalkıp ışığı yaksam koşa koşa gelip kapatıyorlar...




eee olmuyor uyku tutmuyor...

oysa...

çok basit bir hayatım vardı benim o zamana kadar....

öğleden sonra okuldan eve gelirdim...
üstümü değiştirir...
çok az bir yemek yerdim...


hızla verilen ödevleri yapardım...
çantamı alır spora giderdim...
antrenmanlar bitince  arkadaşlarımla tost ayran filan yerdik ...
ordan eve gelirdim....


bisikleti alırdım...
bisikletle fırına gider evin ekmeğini alırdım...
annemin sokaktaki canlara hazırladığı yiyecekleri paylaştırırdım...
ertesi güne sınav varsa ona çalışırdım...
sonra babam gelirdi...


o rakısını içer gününü anlatırdı...
bizde kendi günümüzü...
tüm günün en güzel yemeği akşam yemeği olurdu...
keyifle yer...
yatma saatim 22.30 olmasına rağmen...
ben 21 de giderdim yatağa...

kalan 1.30 saat de kitap okurdum...

uyuyakalmışsam...

babam kitabın içine bir işaret koyar...ışığı kapatır ,üstümü örter gidermiş...




işte o basit hayat kafama geçti...

ne farkeder di mi bir süre kitap okumasan....

ama öyle olmadı...


spor angarya gelmeye başladı...
derslerim keyif vermemeye ve ciddi angarya gelmeye başladı...



yaptığım herşey birbirinden beslenirmiş bunu anladım...

ve hala öyledir bende...

yaptığım herşey birbirinden beslenir...




kâbus gibiydi...

önce bir iki kitap aldım ...
su saatinin dolabına sakladım...
bir iki ...bir iki daha...



ışığı yakıp 2 satır bir şey okumaya başladığımda  programlanmış gibi gelip kapatıyor bizimkiler...


''ya bir durun bir izin verin''

ı ıh...



kafalarına göre 6-7 ay dinlenmeye almışlar beni...
demedi dr.böyle birşey...
''alakası yok kitapla sadece ışık doğru gelsin''
filan dedi...




kitabın üstüne takılan 1 yt lik lambalardan yok tabiki...
trenlerde ,gemilerde, iskelelerde 1 ytl ye fenerde satmıyorlar elbette ...

çin malları  ülkeyi istila etmemişti henüz ...





ama
çözüm hep vardır...

yassı pilleri bilir misiniz...

peki

minik 1watt lık ampülleri bilirmisiniz...

onlardan aldım...
evde dünya kadar tel zaten vardı...
olmasa nolur kullanılmayan bir kabloyu sıyır ...al sana tel...

sistem basit...

o yassı kocaman pillerin +/- uçları çubuk şeklinde üsttedir...
aralarını açarsın telin ortasına ampülü sarıp her iki ucuda çubuklara bağlarsın...



biraz tipsiz olur ...
sonuçta tasarım yarışmasına katılmıyoruz...
kitap okuyacaz şunun şurasında...

imal ettiğim fener sürekli cebimdeydi...

her gece yine 21 de gidip yatıyordum yatağıma...
yorganı kafama iyice çekip yan dönüp ...
kitabımı açıp
müthiş fenerimi yakıp saatlerce okurdum..





biz dönelim fuarın inen çıkanlarına...



eğer...
fuarı her yıl orda olmak kitap almak,kitap satmaktan öte...
inceleyerek ve yılları birbiriyle kıyaslayarak...
analiz ederseniz ...
değişimi yakalıyorsunuz...
isterseniz senteze bile gidebiliyorsunuz...


kitap okurunun profili son 10 yılda hızla değişti...
eskiden bir okur profili vardı...
tek tip...
bir örnek...
içten renkli elbette ama karşıdan bakınca renksiz...
şimdi ebruli...
yaygınlaşma sözkonusu...
güzelll....



Y.Nuri.Öztürk'ün kitaplarını çıkardığı yeni boyut standı önceleri karınca yuvası gibiydi...
hele hoca ordaysa imzalıyorsa broşür alacak yer bile  kalmazdı...
kapış kapış giderdi kitapları...



sonra tenhalaştı...
ne zamandan sonra ??
partisini kurduktan kısa süre sonra başlamıştı tenhalaşma....
bu sene  pek kimse yoktu...


bir kaç yıl önce ...
Altan kardeşlerin kitapları çok rağbet görürdü ,özellikle Ahmet Altan'a ilgi çok büyük olurdu...
fuara geldiklerinde standlarının önü kitap imzalatmak yada sohbet etmek isteyen insanlar tarafından  dolardı...

bu sene kimsecikler yoktu...
oysa Mehmet Altan hep ordaydı...




Can Dündar'ın kitapları da her yıl en çok satanların başında gelirdi...
bu yıl çok düşüktü talep...


O.Pamuk'un fuardan önce çıkarttığı son kitabının yok satacağını düşünmüştüm...
ona da ilgi ortalamaydı...




şimdi bu yazının gerisini okumadan...
Yaşar Nuri hoca hariç diğer isimlere bakınca...
çıkanları ,talep patlaması olanları tahmin edebilirmisiniz...




Osman Pamukoğlu ve Erdal Sarızeybeğin kitaplarının kapışıldığı zannedilebilir...
geçen yıl bayağı bir gitmişti kitapları ...
ama...
bu yıl  durgundu...


yazarlar sakin sakin standında oturup arada bir gelen bir okuruyla sohbet ederken...

ortadaki standlardan birinde ki bilmeyenler için şöyle tarif edebilirim

stand ortada duruyor oldukça büyük kare bir stand...
4 tarafında bitişik hiçbir yayınevi yok...
ve bu standın tüm çevresi 2şerli 3 erli sıra insanla sarmal olarak dönmüş...
ellerinde birer kitap...imza kuyruğundalar...
insan kalabalığının arasından ...
standın gerisinde masmavi biri gözüküyor...




peki rağbet kime...
kimmiş bu kitapları kapışılan mavi yazar...
meğer
Elif Şafakmış....




diğer stand...
önünde metrelerce kuyruk bir itiş kakış bir kalabalık...
peki bu kimmiş...
Zeki Kayahan Coşkun...

radyo programcısı olduğunu öğrendim...
sanırım şiir kitapları da çıkarmış...

duymuşluğum vardıda...
ne dinledim ne de tanırım...
benim bilsizliğim ve ilgisizliğim elbette...
ilginç geldi bu ilgi...




yinede...


bir kere daha anladım ki...
bu halkta tahminleri altüst eden...
ters köşeye yatıran...
dolayısıyla hiçbir veriye güvenip sonuç çıkaramayacağınız müthiş bir potansiyel var...

işte ben bu potansiyeli  çok seviyorum...




kitaplardan  yükselen değer...
elbette Marx'ın kapitali...

16 yaşından  76 yaşına kadar geniş bir okuyucu yelpazesiyle  kapış kapış alıyorlar kapitali...

kriz vurdu silkelendik şöyle bir  savrulduk ya...

çözüm kapitalde...
en iyimser tahminle...
kitabı....
3 senede okuyup ...
13 senede sindirip...
sonraki 13 yılda uygulamaya koyacak olan allameler ordusu geliyor...



aman sıkı basın  ayağınızı yere...
benim hesap tutarsa daha 29 yıl var...




Reşat Nuri'nin ''dudaktan kalbe'' si ve ''yaprak dökümü''
müthiş satıyor...
ve Halid Ziya'nın aşk-memnu'su...



yahu şu kitapları şu adamlar yaşarken kapış kapış alsaydınızda  onlarda mutlu ölseydi olmazmıydı...

ferhundenin resmi yok kitapta biliyorsunuz di mi...

tabi bu uydum akıllılığı daha genç yaştaki kesim yapıyor...

eh tabi birde
olmazsa olmazlar her devrin kitapları var onlar inişte değil ki çıkışa geçsinler...
hep çıkıştalar...


başlıkları bellidir bu kitapların...

''5 derste mutlu olma sanatı''
''3 derste kocanızı elde tutma sanatı''
''şu 10 yeri görmeden  ölmeyin''
''hayatın gerçeği 10 maddede saklı''
''öteki kadını nasıl alt edersiniz ''
''neleri yerseniz uzun yaşarsınız '' filan...




yahu bizim dedeyi yazsam mı bende...

alternatif kitap olarak...

adam hayatı boyunca
filtresiz sigara içti ...
günde 3 duble rakıyla yetindiği zaman
ohh bugün içmedi pek zararı olmamıştır vücuduna dedirtti...

temel besin maddeleri...
beyaz peynir,kaşar peynir,salam ,jambon, kaz ciğeri ve lakerdaydı...
ağzına ne et ne sebze yemeği sürmezdi...
kışları elma
yazında erik ve kiraz haricinde meyva da yemezdi...
bir gün yataktan kalkmadı...
doktor baktı ...
ne hastalık ne bir şey doğal  yaşlılık  dedi...
öldü...
94 yaşındaydı...

96 yaşındaki ablası
''gencecik gitti kardeşim''
diye ağlarken hıçkırık tuttu zaten herkesi...


neyse


kötü örnek, örnek olarak alınmamalı...


ama şu

doğru beslenme ve uzun yaşama  kitaplarıda aralarında bir fikir birliğine varsalar iyi olur...
mesela... birinin  ak dediğine ,diğeri kara demese...

yukardaki dede örneğimi nötralize etmek için size bir sağlıklı yaşam iksiri vereyim...


efendim biliyorsunuz sebzelerin en makbul hali çiğ halleri...
piştikçe besin değeri kayboluyor...
o yüzden şimdilerde moda çiğ tüketmek...

lahana...
ıspanak
kereviz
karnabahar
havuç
turp
bezelye
kabak
patates
bir demet maydanoz
bir demet tere

katı meyva presine konulup suyu  çıkarılır...
içine 3-4 limonun suyu karıştırılır...
taze taze içilir....

aç karna tavsiye edilir...


bir deneyin için...iyi bişeyse banada haber verin bende içeyim ...

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Tarih: , 15/11/2008 Kategori: gune dair
Yorum yaz

...

LODOSCU.....reklamla dayatmayla giden düzende ne yazıkki çok insan ıhmal ediliyor...
''mızmızlığım'' derken??
rölantiye almak sanırım...
canımcım keyif aldıysan ne güzel...
keşke eski yerinde olsaydıda keyfimiz tam olsaydı:)
sen unutmazsın bilirim :)
sevgiyle...


ASİVEMAVİ36.....yani ilginç bir adammış suphi :)
ve...
bulunması açısından insaflı...mide açısından insafsız bir reçetedir benimki...
*
yoğurtu hatırladım... bende çok yerim .)
anneanne ve dede... kesinlikle tutar bu kitap ...
ciddiyim :)
ve...
o desinler diye yapılanların hepsi çok şey aldı götürdü...
neyse...
dediğim gibi ilginç adam suphi :)
sağlıcakla...


AYSELLE.....üzüldüm şimdi ulaşamadığına...
bende sorun yok gibi duruyor sevgili Ayselle...
''bu saatten sonra'' cümlesi için...
canım brky de biliyordur ki...
sen sen olmasaydın o'da şimdiki brky olmayacaktı :)
şaka yapıyor sana :)
sana ve brky e ...
sevgiyle...

Yazan: sedencik Tarih: , 25/11/2008

Bağlantı |

Merhabalar

canım yaklaşık 10 gündür bloguna ulaşamıyorum . şimdi nasıl ulaştın dersen karışık bir sorun mu var anlayamadım.Yazın herzamanki gibi süper şimdi brky'e okutacam oda gözleri bozulmasın diye okumuyor ilerde lazım olacak çocuguma yıpranmasın! beniokurken gördügünde de boşver anne ne yoruyorsun kendinibu saatten sonra okuyup ne olacak diyebiliyor sevgiler

Yazan: AYSELLE Tarih: , 24/11/2008

Bağlantı |

bir cebinde das kapitâl...

işte insaf bu olsa gerek...
verdiğin tarife takıldım kaldım, hepsi bildik sebzeler. kimse gidip aktar aktar dolaşmayacak, kimse denizler aşırı ülkelerdeki akrabaları aramayacak:)))
içinde sarmısak, soğan neyim yok ama olsun yinede işe yarar zannımca.
***
uzun yaşamın sırrını yazalım, siz dedenizi yazın ben anne annemi... 120 yaşın üzerindeydi öldüğünde emekli sandığı devamlı memur yollayıp soruşturuyordu :)) / ölümünde parmakları olduğuna halen inanıyorum/ anne annem tereyağından başka yağ kullanmadı ve koyun-kuzu etinden başka ette yemedi ve asla yoğurtsuzda kalmadı...
iyi bir tiraj yakalarız :))
***
bazı tipler var hani desinler için bir şeyler yaparlar, bazen dolmuşta bile kitap okumaya çalışanlar var /bizzat tanığım/
mesaisini kitap okuyarak geçirenlerde,
bazende lümpenler...
bir cebinde das kapitâl!!!

Yazan: asivemavi36 Tarih: , 24/11/2008

Bağlantı |

uydum..

Şu uydum akıllılar olmasa çarkına yandığım piyasa ekonomisi de dönmezdi sanırım. Ve korkarım yine o uydum akıllılara yazanlar oldukça, nice nitelikli edebiyat yazarının varlığından bile haberdar olmadan geçip gidecek bir dönem daha.
.................
Azıcık mımızlığım üzerimde bu aralar. İlaç niyetine dedim. Sedenciğime geldim..
İyi ki geldim.

Fuarı Beylikdüzü'ne taşındığından beri en teferruatlı/en keyifli senden dinledim senden okudum.
Yani? Öyle senede bir akla düşeceklerden değilsinin altını çizerek, tüyap-kitap denince, aklına Sedencik gelenlerden olduğumu söyleyebilirim ben de.

Yani? Sana sevgilerimi bıraktım canım.




Yazan: lodoscu Tarih: , 23/11/2008

Bağlantı |

...

JADORE.....hepsi senin güzel bakışın sevgili Jadore...
teşekkürler...
sevgiyle...

Yazan: sedencik Tarih: , 21/11/2008

Bağlantı |

Merhaba...


Yine ne güzel bir anlatım sevgili Seden...
Değişik konuları biraraya getirip, bağlayıp anlatma tarzına hayranım...

Sevgiler...


Yazan: jadore Tarih: , 21/11/2008

Bağlantı |

...

ÖZDEN.....karnabahar suyu düşünebiliyor musun ...
o tarifi deneyecek kadar cesur değilim :))
ı ıh senaryo sıkıcı be canım ...
var yinede başarılı senaristler , onları artıralım :)
sevgiyle...

Yazan: sedencik Tarih: , 18/11/2008

Bağlantı |

:)))

sevgili sedencik sondaki tarifi önce sen bi denesen :))) banada söylesen, bilirsin sebze, meyve özürlüyüm de... bir konu, içinde kaç geçiş -hayal etmesini sağlıyosun insanların- ben naçizane diyorumki sen ufaktan senaryoda denesen :) bu kadar senaristimsi varken ortada... kitaplığına hayran özden'den sevgiler, ellerine sağlık...

Yazan: özden Tarih: , 16/11/2008

Bağlantı |

...

THARES.....bravo ve elbette maaşallah annenize...
tek kelimeyle bayıldım :))
böyle 74 yaşlar Allah hepimize nasip etsin...
uzun ve sağlıklı bir ömür diliyorum...
haklısınız kitaplarında yazarlarında modası var...
onlarda popüler kültürün ya kaymağını yiyorlar ya da kurbanı oluyorlar...
yazık...
sağlıcakla...


SUSKUNBİRADAM.....''azmin elinden kurtulmaz hiçbir şey derler '' bende çoğu zaman geçerli olmasada bu söz ,arada doğruladığım oluyor böyle :)

1-2 kişi için bile teşvik edici olabilmişsem böylesi bir konuda ne mutlu...
sağlıcakla...


ASİNEHRİİ.....doğru 2 sene öncede yazdım :) hatta hayli ayrıntılıydı ...
da...
niye bir ses vermedin bunca zaman yada ben mi duymadım
veya değişim mi sözkonusu :)
hangisi olursa olsun 2 yıl önceki yazıyı hatırlaman mutlu etti beni :)
sağlıcakla...


ECE.....bilirim o sözü :)
de...
senin bu yorumunu çıktı alıp büyütüp,çerçeveletip anakraliçeye götürmekte fayda var ...kimbilir belki ikna olur :))
karşılıklı Ececim bu duygular...
sevgiyle...


ATALET.....dediğim gibi 10 yıl önceye göre okur profili değişti...
ama genel olarak ziyaretçi profilindeki
ve yayınevlerindeki çarpıcı değişimse sana söylenilen...
geçen yıl başladı ve bu yıl hayli hızlandı...
''oh oh seden yazar'' he...
her yıl aynı tarihte aynı konuyu klasikleştirdim demek :)
ve ...
benim için hala aynı tatta değildir dutlar ...

olgun elmanın tadı keşfedilene kadar ham elmalar yorucu ve mayhoş da olsa eşlik eder kitaba :))
bende öperim...
sevgiyle...

Yazan: sedencik Tarih: , 16/11/2008

Bağlantı |

..

hahahahaha
hayatta olmaz...
senin için bile olmaz sedenim ayrık otum..
içemem bunu..

bu yıl çok değişmiş dediler kitap fuarı..
sanırım gerçek..
senin yazın da geçe yazılardan farklı

bak biliyo musun tüyap fuar başlıyo dediler..
oh oh seden yazar demişim .. yüksek sesle..
=)

aha.. bi de.. ben de bir meyve ağacı ile tamamlardım kitaplarımı..
ama altına uzanatak okurdum..
dallar el mesafesinde..
olamadan bitirirdim elmaları =)

sonrada elmalar hiç aynı tatta olmadı..
ta ki bu yıl kendi bahçemdekini..
az hamken ısırana kadar..
ben ham elmaya alışmışım meğer..
olgunuymuş beni şaşırtan..

ve kitap sevip da.. yorgan altında okumayan var mıdır..
bak şimdi merak ettim..

sevgile kucaklar öper.. atalet..

Yazan: isimsiz Tarih: , 16/11/2008

Bağlantı |

Belli olmuş işte..

Adam olacak çocuk için bi deyiş vardır ya hani..:))
Ben bayılıyorum sana.Ama çok..

Sevgiler

Yazan: ece Tarih: , 16/11/2008

Bağlantı |

..

Bundan iki sene önceydi sanırım senin ilk yazını okuduğumda yine kitap fuarına gitmiş ve ordan aldığın kitaplardan bahsediyordun.. :)
gençliğin şimdiki modelleri böyle modaya her alanda rastlamak mümkünnn :)

Yazan: asinehrii Tarih: , 15/11/2008

Bağlantı |

Kitaplar

Şu yazıda anlatılan fuardaki yazarları zaten toplum birşekilde biliyor ve öğreniyor... sizin o tatlı üslubunuzla bir kez daha okuduk... da...

Beni asıl ilgilendiren ve her okuyana ders olması gereken kitap okuma mücadeleniz... Dut ağacında, hele hele 1 mumluk ampulde...

Örnek olmanız bir yana bizim görevimiz bu yazıyı bol kişiye okutabilmek

Selamlar...

Yazan: suskunbiradam Tarih: , 15/11/2008

Bağlantı |

Merhaba İyi Akşamlar

Ağaçların üzerinde gezmesine izin verilen kız çocukları isterseniz izin vermeyin ağaçtan düşüp gelince ne yapacağınızı şaşırırsınız iki kız büyüttük ağaçların üzerinde büyüttük demek isterdim yasak koymayınca ağaçtan bile soğudular. 74 yaşındaki annem piknikte semaverin altını yapmak için gerekli sarı çam kozalaklarında toplamak için kocaman çam ağacını en tepesinde görünce çok şaşırmıştım.
Kitap fuarında anlatığınız yazarların ilgi görüp görmemesi kesinlikle modayla alakalı diyorum malumunuz yazarlarında moda olduğu yıllar oluyor
Sağlıkla Kalınız

Yazan: thares Tarih: , 15/11/2008

Bağlantı |

<%EntryTitle%>

<%EntryBody%>
<- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->


Free Website Counter
Free Website Counter

Hava nasil oralarda - YEDÝ KARANFÝL 2