
bazı mesleklerin yada konuların eğitimini alırken ,
bu eğitimi verenler sıkı bir disiplin uygular... eğitimi alanlarda gık demeden uyar...
%100 devam zorunluluğu vardır,geç kalamazsın,
erken çıkamazsın,yorgun olamazsın,hasta olamazsın vs...
elbette bunu en iyi profesyonel askeri eğitimden geçenler,
profesyonel sporcular yaşar...
ve benim örneklerim bunlara oranla fazla mütevazi kalır ... ancak... her meslek kendi içinde disiplinize olabildiği ölçüde meslektir...
ilk spora başladığım dönemlerde tanışmıştım bu baskıyla.. 10 yaşında falandım ... oturmamaya ,uyumamaya ,yememeye,içmemeye...
programlanmış biyonik adamlardı antrenörler...
sonra eğitimini aldığım bir kaç alanda/meslektede da aynı uygulamalarla karşılaştım...
daha sonra... fakültede ilk yıl fizik ve mineroloji laboratuar dersi vardı.... hoca derse gelip
''merhaba arkadaşlar ''deyip kendini tanıttıktan sonra ilk cümlesi...
__arkadaşlar bu laboratuarın devam zorunluluğu %100 dür... oldu...
beyin, anında kelimelere döktü bu matematiksel ifadeyi elbet... bir tek defa derse girmezsen çakarsın ,ertesi yıl bir daha alırsın dersi ,
yine çakarsan atılırsın ... türkçesi bu...
bir arkadaşımız dayanamadı... __hocam hastalık olur ciddi bir şey olur,yani biz hangi şartlarda gelmezsek bu %100 kuralını bozmamış oluruz...
geniş bir gülümseme oldu yüzünde...
__ölürseniz...
sessizlik....
bu sefer ben dayanamadım ... __hocam peki ya siz hastalanırsanız...
şomluk var serde neylersiniz...
__benim yedeklerim var ,yetiştirdiğim asistanlarım doçentlerim var onlar girer derse... senin var mı yedeğin... varsa, sende devamsızlık yapabilirsin...
baktım, yanıma arkama ı ıh yokmuş yedeğim falan... kıstırdık kuyruğu napacaz...
sokaktaki ''can''lara bir kap su birazda yemek vermeyi unutmadınız değil mi...
''aman ne fena uygulamalar insanlık hali , herbişeyler olur''... demiyorum farkındasınız di mi...
bu uygulamaların müthiş katkıları vardır ilerleyen zamanda... disiplinize olursunuz...
kendinizi tanırsınız...
ne iş yapıp ,ne yapamayacağınızı ,sınırlarınızı bilirsiniz...
''ne iş olsa yaparım abi''cilerden olmazsınız...
mesela... mesleğine aşık,seyircisine saygısı ve sevgisi olan ,
tiyatro sanatçılarından alınacak çok ders vardır...
s.pekuysal,a.uzunatağan,t.gelenbe,a.poyrazoğlu,g.sururi,
h.dormen,y.kenter ...
ve bu mesleği hakkını vererek yapan diğer ustaların hayatına bir bakın bakalım...
kaç tanesi annesini, babasını ,eşini son yolculuğuna uğurladıktan 3-4 saat sonra sahne almış ve o perde açılmıştır...
mide kanaması başladığında kaç tanesi başarıyla oyunu tamamlamıştır...
ateş mi... o çok sıradan bir durum,40 derece ateşle sahnede olmak gündelik olaylardan...
ses kısıklığı ne gam...
karışım iğne, bol karanfilli elma suyu 2 saatliğine çözer sorunu... sahneden inince artık hiç çıkmıyordur sesin... ama yarına Allah kerim...
uzun lafın kısası...
iyi bir şeydir disiplinize olmak...
her göreve , her işe lapin gibi atlamazsınız... gereksiz hırs yapmazsınız... dedim ya ,sınırlarınızı bilirsiniz...
üstlendiğiniz bir görev varsa da ne pahasına olursa olsun yerine getirirsiniz...
''gözümde arpacık çıktı,kıçımda sivilce çıktı,ayy şekerim gece kötü bir rüya gördüm hiç tadım yok'' falan demezsiniz...
işte bu düşünceler altında çok garip geldi başbakanın gözündeki rahatsızlıktan dolayı 19 mayıs törenlerinde yer almaması...
ciddi bir rahatsızlıksa acil şifalar dileriz elbet...
hatta bambaşka ve çok daha ciddi bir rahatsızlıksa o zaman daha da çok şifa dileriz...
hani olur ya...kalp krizidir de halkı paniğe sevketmemek için göz rahatsızlığı denmiştir....
hatta büyük liderlerin ölümü , ortamı stabilleştirene kadar halktan gizlenir bazen... eh be kardeşim büyük lider dedik daa...
2 gün önce hırvatistanda 42 yıl önce tv.seyrederken ölmüş ve mumyalaşmış bir kadın bulundu ,bir evde... bu da nerden geldiyse aklıma...
meğer... başbakanın imaj danışmanı kızarmış gözlerle halkın karşısına çıkmasını uygun bulmamış...
niye... ağlamış falan zannederiz diye mi... işçiye çiftçiye laf geçirene kadar ağlamış sanılması daha masum değil mi...
kaldı ki.... roger moore kılıklı simsiyah güneş gözlükleriyle kimse farketmezdi gözlerdeki kızarıklığı...
tut ki farkettik ... ne olurdu...
o imaj danışmanı,müthiş halkla ilişkilerci,iletişim gurusu zat...
başbakanın imajı konusunda bu kadar hassas ise...
1 hafta önce başbakan antalyada iken o neredeydi...
antalya valisi konuşma yaparken... ve o esnada ... başbakan cebinden çıkardığı çakısı ile tırnaklarını temizlerken nerdeydi...
al sana imaj...
ya biraz metanet.. ya biraz cesaret.... ya da biraz samimiyet...
|