
ne desem.. kandırıyor mu...kekliyor mu... hangisi... kalsın o zaman öylecee o başlık... isteyen istediğini kullansın... kısaca bbk...
zaten konumuz diziler... diziler başbakanlık aile komisyonu tarafından inceleme altındaymış...
haklılar aile kutsaldır... nede olsa toplumu oluşturan en küçük birim... arkasından sülale filan geliyor...
sonrasında ... aşiret..klan falan geliyor mu... ''mir'' olduğundada herkes sana bağlanıyor mu... yani kapsülün ana araca kilitlenmesi gibi... ''kilitlendik tamam sorun yok '' gibi bişi mi... acaba... anlaşıldığı üzere ... ben pek anlamamda akraba ilişkilerinden... sadece
dizi ve aile ilişkisini bende merak ettim... incelemeye alınmışlar elbette merak ederim... hani olur ya... televizyondan uzak kaldığım şu bir kaç ayda... ''biri bizi vuruyor '' başlığı ve dahiyane konsepti içinde canlı insan avı başlamıştır belli mi olur... hani şu ''the condomned'' fimi gibi...
yada erotizmin yanından geçemeyen... algılayamayan... bir takım insanlar... canlı yayında uygulamalı derslere başlamıştır cılkını çıkarmıştır... belli mi olur...
sonuçta hepimizin toplumsal hastalığıdır ifratla tefrit.... ya heptir ya hiç... ya vardır ya da yok... ya beyazdır ya siyah...
şey ...be beee bennnn... ben ... pembeyi yeşili severim desen ...
__o ne lan... renkmi ki o diye sarmaya hazır bekleyen bir kesim var ...
ahlak ise fazlasıyla göreceli bir kavram ...
mesela... sokaktan şortuyla geçen kızı görünce cık cıklayıp kafayı öte yana çeviren ''başımıza taş yağacak sen koru bizi''diyen avni... saate bakar ikide bir... yan komşu salisenin kocası işe gidince ... saliseyi ziyarete gitmek için bakar... masumane canım hatırını soracak... şort giymek kimin ahlaksız bişey değelki...
neyse...
öğrendim dizileri... insan avıda değilmiş ,erotizmin dibide...
kıçıkırık binbirgeceyle... ağlak yaprak dökümü ve bir kaç dizinin başında dönüyormuş olay...
yok canım şehrazatımıss kıymetimisi kimse dana gibi bakma diye uyarmayacakmış... dökülen yapraklarımızdan neclayla leylaya kimse...
__bir susun yaa bir ağlamayın allah rızası için... kafanızı dikip uluya uluya moralini bozdunuz milletin uğursuzluk getireceniz de demeyeceklermiş...
seyretmişler seyretmişler...
kerem şehrazatımısa aşıkmış ama bennuyla evlenmiş... onur para verip beraber olduğu kadınla evlenmiş... ferhunde bir şevketle öpüşmüş birde patronuyla... neclada nişanlısıyla öpüşüp,ilk aşkıyla kaçmış... ama ilk aşkı artık eniştesi olmuş meğersem...
ben bunları nasıl bu kadar ayrıntılı biliyorum... çok basit... komisyon oturup ilişki haritaları çıkarıp çetelesini tutmuş... tutarlar.... para bol... millette de bol sanıyorlar o yüzden oturup ... kim kimle yattı, kim kimle öpüştü ahlak erozyonu oldu mu olmadı mının çetelesini tutuyorlar... elemanlar bu işle meşgul... iş gücü kaybının çetelesinide tutmak lâzım bir ara...
gençler ve aileler böyle dizileri izleyince ahlak erozyonuna uğrayabilirlermiş...
uğramaz mı uğrar tabiii...
dizi deyip geçmemek lazım... bozar yani insanı... hem geçmişin tecrübesi var üzerimizde...
görevimiz tehlike izledik... millet cep telefonları ve telsizler icat etti... aaa bilmiyomusunuz cep telefonunu ilk icat eden ülke bizizzzz...
o zamanlar pek bi kıymetliydi telefon... analarımız evdeki telefonların üstlerine kolalı dantel örtü filan örterdi... oyuncak olarak elbette kullanamazdık... bizde... evcilik oynarken boş kibrit kutularına ip bağlayıp telefon yapardık... sayılır di mi cep telofonu niyetine...
sonrasında... herkescikler ajan oldu görevimiz tehlike sayesinde... o zamanın teknolojisinin dibine vurduk çünkü di mi...
uzayda geçen dizilere kilitlendik... örnek aldık filan ... eh malum... şimdi üstün teknolojimizle ay senin,mars benim... jüpiter senin ...venüs benim geziyoz işte uzayda... hep dizilerden aldığımız feyzlerle girdik bu yollara...
çocuklar duyarsa seyredip... çocukların yanında konuşmamayı öğrendik...
tatlı hayatla... her etnik kökenle barışık yaşamayı öğrendik ...
hatırla sevgili seyredip devrimci olduk milletçe di mi...
sokaktaki can'lara bir kap su , birazda yemek vermeyi unutmadınız değil mi...
17 gün boyunca aynı semtte iş yaptım bu yaz... mahalleyi sondajla köstebekten beter deldik... bu sefer vermeyeceğim semtin adını...
bazen semtin lokantalarında yiyecek birşey bulamam aç kalırım... bütün ekip bulur bir lokanta... yer içer... bir ben kalırım kelaynak gibi ortada... ya yağı fazla gelmiştir... ya içersi tanımlayamadığım bir şey kokuyordur... ya da o semtte uyuzluğum tutmuştur ... olamaz mı...
böylesi zamanlarda varsa fırına ve elbette bakkala düşer işim... birinden ekmeği alıp diğerinde içine peynir domates koydurur... kendime öğle yemeği yapar... işe devam ederim...
işte yazın 17 günümü geçirdiğim bu semtte küçük bir fırın vardı... ekmek alıp bakkalda sandviç yaptıra yaptıra tanış olduk birbirimize....
3-4 gün sonra öğrendim ufak ufak... fırıncının 5 çocuğu varmış ... ortada gezip duran 1 yaş civarı sapsarı güzel bir çocuk vardı... en küçükleri bu mu diye sordum... __yok o hanımın çocuğu benim değil ... dedi...
olabilir... boşanmıştır,karısı ölmüştür... yeni bir evlilik yapmıştır çocukta yeni evlendiği kadınındır...
öğle yemeği ekmeğimi fırından aldığımı gören bakkal içerlemiş besbelli... bir gün dayanamadı söyledi...
__biz başka fırından getiriyoruz ekmekleri bizimki daha güzel ordan almayın...
kafamı salladım... her anlama gelebilen bir harekettir... konuşmayı gerektirecek bir durum yok ortada....
ama devam etti...
__onun ekmeği yenir mi...sesimi çıkarmadım kaç gündür ama sizde nerden bileceksiniz tabi ...
işte bu noktadan sonra can kulağıyla dinliyorsunuz... bu herif ne diyecek şimdi ... ucube bir bulaşıcı hastalıktan falan mı bahsedecek...
heh işte tutsun paranoyan ... başla kapı kapı tahlil diye gezmeye... değilmiş...
anlattı bakkal...
fırıncının karısı 5 çocuktan sonra yukarki mahallenin taksi şöförlerinden biriyle kaçmış... şöför boşan seni alırım diye söz vermiş sonra vazgeçmiş almamış... kadında zaten boşanmamış... 7 ay kaçmışlar...
bu arada fırıncı 5 tane çocuğuna bakmaya çalışmış ama becerememiş...köyden baldızını getirmiş... bakmış laf oluyo... hoca nikahı kıymış baldıza...
o arada taksi şöförü fırıncının karısını terketmiş kaçmış... kadının gidecek yeri yokmuş... 5 aylık hamile olarak fırıncıya dönmüş... fırıncı kabul etmiş kadının dönüşünü... kadın taksiciden olan bebeğini doğurmuş...
fırındaki sarı kafa bebek oymuş meğer... doğumdan 3 ay sonra bebeği fırıncı kocasıyla hem kuması hemde kardeşi olan kadına bırakıp ... bakkalın aynı sokakta oturan bacanağıyla kaçmış... bakkalın bacanağı evden gidince karısı çocukları mağdur olmuş...kirayı ödeyememiş... ablasının eniştesinin evine dolayısıyla bakkalın evine taşınmışlar...
başım döndü...
hani dizileri aile komisyonu incelemeye alırken bunları bilerek mi alıyor yoksa show zamanı mıdır bilemedim...
bu anlatılanlara bakınca ferhunde şehrasatımıs,kerem,onur vs. dizi karakterleri... bu gerçek karakterlerin yanında ... yarış terminolojisiyle söylersek ... ancak nal toplar...
kısacası gerçeklerin yanında ... tüm diziler nal toplar...
verelim dizide canlandırılan karakterleri bakkalın fırıncının yanına... 3 saatte felekleri şaşsın...
şaka filan mısınız siz Allahaşkına ya...
bunca gerçeğin yanında... ferhundenin bacağıyla ,keremin libidosuna mı takıldık...
yada bu ülkeyi yönetenler yurtdışında yaşayıp ordan mı yönetiyor... yalılarınızdan kaşanelerinizden çıkın azcıkda bir gezin bakalım.... kim nerede ne yapıyor...
dizi seyretmeye ayırdığınız vaktin 5 te birini ayırın oy aldığınız halka ... bakın bakalım gerçekleri neymiş... yerel seçimdede genel seçimdede ... oy potansiyeli olarak tulum çıkarttığınız yerler buralar...
bana gelince... arazinin geri kalan günlerinde evden hazırlayıp götürdüğüm sandviçleri yedim... oldu bitti...
dizilerdeki ahlaki sorunsalmış... mış... mış...
|