
hani geçenlerde bir aklıevvel çıkıp...
dilber dudağı tatlısının adını ay tatlısı... kadınbudu köftenin adını da pirinçli köfte olarak değiştirdi ...
bunu yapanda aşçı sunucu karışımıymış ya...
neden yapmış... niye yapmış...
beyni yer değiştirmiş erkeği ,dilberdudağı kadınbudu diyerek akıl tutulmasına uğramasını önlemek için miymiş...
ya da saygıdeğer kadınların yemekle çağrşım yapmasını önlemek için miymiş...
şu aralar moda olduğu üzere... içi başka ,dışı başka...ruhu başka,fikri başka... özü başka ,sözü başka...işi başka insanları anlamak yorucu...
zor değil yorucu... anlamak ve yorulmak için nedeniniz olmalı ... yorgunluğun ve sarfedeceğiniz çabanın bir anlamı olmalı... yoksa anlam eh o zaman çabada yok...
işte o yüzden değişim rüzgarından yemek adlarının nasibini almasının altındaki temel nedeni didiklemek gereksiz...
gerekliyse bile ... eli kalem/klavye tutan ,aklı başında ,fikri ,zikri ,sözü yerinde erkeklere havale ediyorum...
burda kadının üstünden asıl hakaret edilen erkek.. potansiyel problem olarak tanımlananlar...erkekler... ne zaman isyan edecekler merak ediyorum...
ya da saygıdeğer kadınların yemekle çağrşım yapmasını önlemek...
dedim ya en başta...
kadını koruma modası çıktı ya... saygı muhafaza şefkat adı altında çöreklenmiş bir kadın korkusu kadını pasifize etme var ya... korumayın kardeşim beni... uzak durun..
köşeyi dönerken bööö desem altına işeyeceklerin korumasına morumasına ihtiyacım yok benim...
takıldım gitti şu yemek işine... bari biraz taş atmayı öğretelim...
dilberdudağı,kadınbudu battı onu anladıkda... hanımgöbeği niye akıllarına gelmemiş...
vezirparmağı tatlımız var birde... bunada bulaşan olmamış demek ki bu çok sevilen bir tatlımızmış...tercih meselesi tabi karışmıyım bari...
şıllık.../...hiii küfür?? değil canım... urfada un,şeker cevizden yapılan bir tatlıdır...
duvak pilavı.../...duvak ,gelini...gelinse kadını çağrıştırıyo aaa ne fena ... yine urfaya ait bir pilavdır...
dul avrat çorbası.../...hem dul hemde avrat...töbe töbeeee... adanada un,mercimek,naneyle yapıln bir çorbadır...
kulaklı çorba.../...kulakda bişileri çağrıştıyordur belki kimbilir... elazığda yapılan bir çorba...
koç yumurtası...taş yağacak başımıza.... her yerde yapılır...
bacaklı çorba.../...bacak demek ne demek heee ne demek...bacak kadında olur...erkekse bacaksız olur... mercimek erişte ile yapılır...
papaz mancası.../...imam mancası desek daha mı iyi olurdu ne... tekirdağa aittir...patlıcan falan bisürü şeyle yapılır...
imambayıldı..../...olmadı bak şimdi ,bayılmaz kardeşim imamlar...bu yemeğin adını kesinlikle münafığın biri koymuştur...
tabi bunu sadece yemekle sınırlı tutmak açınızı dahada daraltır... devam edelim taş atmayı öğretmeye...
sokaktaki ''can''lara bir kap su birazcıkda yemek vermeyi unutmadınız değil mi...
şarkılardan ne haber... şarkının içinde kadın geçiyor demek yanlış olur... tam tepesinde oturuyor... şimdi netçeeeniz...
''Şarkılar seni söyler dillerde nağme adın Aşk gibi, sevda gibi huysuz ve tatlı kadın'' ...
diyerek başlayıp...
''Sürülmez sefa, çekilmez cefa Beklenmez vefa gibisin kadın''...
la devam edip...
''Bülbülün çilesi yanmakmış güle Ömürler geçiyor ağlaya güle Yolcuyuz cümlemiz hep o meçhule İçelim a dostlar neşe dolalım İçelim bu akşam sermest olalım ''
la ...üzüm, arpa ,buğdayın yolculuğunu ...nerden nereye geldiğini inceleyip...
''Bu akşam bütün meyhanelerini dolaştım Istanbul' un Seni aradım kadehlerdeki dudak izlerinde Canım doya doya sarhoş olmak istiyordu seni aradım kadehlerdeki dudak izlerinde''
ile bir soluklanma arası alıp...
hee bu arada...
ama ille ''saygıda kusur etmeyeceeez'' diyen ve bunun nasıl yapılacağı konusunda hiçbir bilgisi olmayanlara 4 maddecikde benden oluversin...
***mesela elimi bir erkeğe uzattığımda (hani görgü kuralıdır önce kadın el uzatır ya ) iki elinizi anında ceplerinize sokarak dolayısıyla elimi havada bırakarak bön bön bakmayabilirsiniz...
***veya elimi uzattığımda elimi kutsal kaseyi bulmuşda tutmuşcasına büyük bir heyecanla yakalayıp bırakmayarak, elimi çekiştirmek zorunda bırakmayabilirsiniz...
***kendi tercihim olmayan olamayacak olan ortamlarda biraraya gelmek zorunda kaldığımızda beni ilgilendiren ve ancak benden cevap alabileceğiniz konularda sorular sorarken o garip saygı anlayışınızın tezahürü olarak gözgöze gelmemek adına ... gözlerinizi ekselansa dikip soruları ona sorup... benim verdiğim cevaplarıda yere bakarak dinlemeniz,göz teması kurmamanız huyunuzu bırakarak başlayabilirsiniz...
yanlış öğrenmişsiniz...
o sizin yaptığınız vahşi doğada ...
size öfkelenmiş ayı,orangutan gorille filan karşılaştığınızda yapılması gereken bir eylemdir... göz temasını kesip önünüze bakarsınız...ki... ayı-insan goril-insan orangutan-insan
kavgasının bok yoluna gitmiş mağduru olmayasanız diye...
ama insanın gözüne bakarsınız konuşurken... insan-insan... hiç değilse yazarken eşit gibi duruyor değil mi...
***veya bir davette yemekte tanıştırıldıktan sonra gözünüzü dikip kırpmadan bakarak''oha bu herif karaciğerimi filan inceliyor herhalde'' diye düşündürtmeyerek başlayabilirsiniz..
diyeceğim o dur ki ortalaması var bu işin... yukardaki iki aşırı uçun dışındaki çizgide olan herkes zaten ortalamayı bulmuştur en önemlisi medenidir...
*********************************
Makam: Nihâvend Usûl: Sofyan Beste: Yesâri Âsım Arsoy Güfte: Yesâri Âsım Arsoy
''Biz Çamlıca'nın üç gülüyüz Aşk bahçesinin bülbülüyüz Dillerde gezer söyleniriz Gamsız yaşarız eğleniriz
Yalnız gezene söz atarız Naz eyleyene biz çatarız Bin bir kokulu gül satarız Vallahi cana can katarız ''
diyerek ...konsere devam ederiz
|