
bayramın herkeste yarattığı çağrışım elbette farklıdır... kiminde yeni elbiseler yeni ayakkabılar... kiminde lunapark,kiminde kabristan ... kiminde sevinç ... kiminde hüzün... gibi...
çocukluğumda bizim evde bir-iki gün önceden yemek telaşı başlardı bayramlarda ... bayram=tatil değildi o zamanlar...
ben yapılan yemek hazırlıklarını hatırlarım en çok... alınan bayramlıklar,çikolatalar yada ev temizlikleri filan iz bırakmadı bende...
mutfak faaliyetleri iz bırakmış... birde bayramın en canalıcı kısmı ... çatapat,mantar,adam kovalayan filan iz bırakmış... çocukluk bayramlarımdan...
yıllar önce...
şehir dışındayım ve yetiştirmem gereken çalışmalar var... ilk defa bir bayramda ailemden uzak kalacağım... bunu bildiğim için 15 gün önceden gidip kutladım bayramlarını ve döndüm...

dönüş buruk oldu birazda önce pek umursamadım ... ama bayrama 2 gün kala o burukluk devasa bir hal aldı ezilmeye başladım... evdeyken sıkılırdım bayramdan seyrandan... o yüzden pek anlam veremedim o burukluğa...
çalışırken çalışırken ... bir anneannemli zamanların bayramlarına gidiyor aklım... bir o anda annemin ne yaptığını tahmin etmeye çalışıyorum...
zeytinyağlı yaprak dolması vazgeçilmezlerindendi anneannemin... anneannemden sonra annem üstlendi...
buldum işte... zetinyağlı yaprak dolma sararsam... ailemin yanında gibi hissederim kendimi... atmam lazım bu burukluğu üstümden... gidip mantar çatapat patlatacak halimiz yok tabi ki...
şimdi böyle okurken kolay geliyor dimi... ne var dolma sarmakta falan...
şu var ... ben hayatımda dolma sarmamışım... anneannem,annem sararlarken bile sadece yanlarından geçerken görmüşüm... oturup bakmamışım bile... üstelik hayatımda yaprak bile almamışım... hatta çınar yapraklarını biri asma diye yuttursa ona bile inanırım...
da...
işte da sı var... gitmiyor içimdeki o burukluk,yalnızlık... sığınmışım dolma hayaline... bir onu gözüm kesmiş... kağıt katlamak gibi birşey... yapılabilirliği var... en azından o anda öyle gözüküyordu...
pazara gittim...yaprak satan adamın başına dikildim...
__kaç para...
__şu kadar.../...geçmiş zaman hatırlamıyorum fiyatı...
__tamam 1 kilo alayım...
pazarcı insaflı adam...baktı baktı ...
__kalabalıkmısınız evladım
__yooo niye ki...
__kaç kişiye yapıcan sarmayı...
''tek kişiyim,arkadaşlar gelir gider arada diyemedim''... niyeyse... 3 çıktı ağzımdan...
__250 gr. yeter be kızım ... tarttı verdi... azıcık bişey bu ...
değilmiş .... bak iç hazırlamayı bilirim ona laf ettirmem... çünkü iç pilav severim ...
içini hazırladım... yaprakları yıkadım... yaprağın içine harçtan koyuyorum sarıyorum,elimi çektiğim anda açılıyor... 1-3-10 defalarca denedim... dolma şekline girmiyor... otur ağla...
telefon yok... üstelik bağlanmasına taş koyan benim... kontol mekanizmasını yıkıyoruzda... cep üretilmiştir bir yerlerde üretilmesinede ülkede henüz gsm şirketleri yok... çok trajik di mi...
apartmanda kimseyle muhabbetim yok... alemin kapısını dolma tarifi için çalamam... arkadaşlarım benden beter...
asansörsüz 6 katı inip ankesörlüden annemi arayıp sorabilirim... ama... vereceği cevabı adım gibi biliyorum...
''madem dolma sarmaya vakit ayırabiliyorsun evine gelerek değerlendirseydin o vaktini çocuğum''...
diyecek...
o yüzden asla arayıp sormam...
bağladım... evet... dolmaları tek tek bağladım... ne yapabilirdim aklıma başka hiçbir şey gelmedi... en feci kısmı... 'bari piştikten sonra yeşil yaprağın üstünde belli olsun da kolaylıkla görüp ipleri çıkarayım' diye beyaz iple bağlamam oldu...
pişerken iplerde yeşerdi....
bir kısmı açıldı...bir kısmı sağlam çıktı...
sağlam kalanların hepsinin bıçakla iplerini kesip , tabağa yerleştirdim...
dolma saran, pişiren, ikram eden herkes... bir anda inanılmaz kıymete bindi gözümde...
eh iple bağlayarak başardığıma göre demek herkes bu zorlu uğraşı veriyordu...
bilemedik sırrın kaynar suda olduğunu... sadece batırıp çıkarsam yaprakları yetermiş meğerse... ve gerisi el becerisiymiş...
günler sonra bunu anakraliçeye anlattığımda yüzünün aldığı şekil şu an bile aklımda...
üzülmeyin canım öyle kalmadım... öğrendik sonra... hatta ... yemek konusunda seçici ,ayrıntıcı insanların en seri şekilde ve en kapsamlısını öğrendiğini de kendi üstümde test ederek öğrendim... restaurant mı açsam ne yapsam ilerleyen yıllarda...
ve...
nice nice ramazan/şeker bayramlarına... sağlıkla,ağız tadıyla uzun ömürle.... sevdiklerinizle beraber nice mutlu bayramlara....
güzel ve geniş zamanlarda size dikte ettirilmeyen bayramlara... ister şeker bayramı ... isterse ramazan bayramı diyenlerin... azarlanmadığı bayram gibi bayramlara...
orucun akşam ezanına kadar aç kalmak demek olmadığını... anlamının felsefesinde saklı olduğunu idrak eden insanların... etmeyenlerden daha çok olacağı bayramlara...
hayırlı bayramlar diliyorum... güzellikle.... saygıyla ve sevgiyle...

|