
fikriyle zikri bir olmalı insanın... düşündüğünü uygulamalı... uyguladığını yaşam biçimine dönüştürmeli...
yapmazsa ne olur... günümüzdeki gibi olur...
yanar dönerler... nabza göre şerbet verenler olur...
din tüccarları olur...din bezirganları olur... dinciler olur...din soytarıları olur...
dinciler ve dindarlar arasında çok kesin bir ayrım vardır biliyorsunuz di mi...
dindar kesim ...
inanan ama inandığıyla yetinmeyip ibadetlerini yerine getiren... parayı pulu kendi nafakası için temin eden... ötesinde gözü olmayan... elinin gücünün yettiği yerlerdeki insanların,canlıların açlığıyla,hastalığıyla ilgilenen...
dini ilim algılamış ... dinin ibadet haricindeki tüm öğretilerini de yaşam stili haline getirmiş insanlardır... ki ilk aşamada belirleyici olan zaten bu öğretilerdir...
biz iyi bakarız onlara ... gözümüzün bebeğidirler... iyiki vardırlar... saygı duyarız... saygı görürüz o kesimden...
birde dinciler vardır... din tüccarları...din bezirganları... dini yedeğine alıp... kendi özünü paraya bağlamış insanlar vardır... ruhunu satmışlar vardır... saygı duymayız... ve saygı duymaz elbette o kesim bize...
ayırt etmek çok kolaydır aslında... bakarsınız suratına ... suratında rabbiyesiri varsa dindardır... rabbiyesiri silinmişse dincidir...
şaka yapıyorum tabii ... bu anneannemin turnusoluydu... suratına bakıp anlamak için çoook fırın ekmek lâzım...
sokaktaki can'lara bir kap su birazda yemek vermeyi unutmadınız değil mi...
dönüyoruz fikre zikre...
ve hatta yerleşik kurallara... bu kuralların medyadaki bir tanesini hatırlatacağım size...
yazılı ve gelenek... ne biliyorsunuz ya da ben ne biliyorum...
bildiğimiz ... tecavüz mağdurunun yüzü kapatılır,buzlandırılır... ki eskiden göze bant filan çekilirdi... adı soyadı... baş harfler nokta şeklinde verilirdi... b.ç gibi...
ve...
tecavüzcününde yüzü buzlandırılır hatta çoğu zaman buzlanmaya gerek kalmaz... çünkü tecavüzcü kamerayı gördüğü anda çoktan kazağını,paltosunu yüzüne örtmüş olurdu... ve yine adı ve soyadı ... başharfler ve nokta şeklinde verilirdi... h.ü. gibi...
iki taraf içinde korumaya yöneliktir... mağdurun bundan sonraki yeni (kurabilirse eğer ) kuracağı yaşamında yaralanmaması... suçlunun da olası bir linç saldırı vs.den korunması...
oysa başka bir şekilde de kullanılabilir bu uygulama... kimliksizleştirme gibi...
peki ne değişti...
bilemem ne değişti...
ama belli ki bir şeyler değişti... mesela h.ü.nün tutukluluğu kaldırıldı ...
hiç kimse davası esnasında ... görüntü verirken puslandırmadı yüzünü... hiç kimse adını soyadını h.ü. olarak vermedi... açılımını verdi...
ben veriyorum şimdi burda özellikle h.ü. diye...
harf ve noktadan ibarettir.... açılımı yoktur... olmamalıdır.... kimliksizleştirilmelidir...
şimdi burda,bugünlerde , tamda bu sıralarda farklı bir uygulama var... h.ü. davasında görüntüler açık ve net.... kimlikler biliniyor... yakın akrabalar dahi kimlik ve görüntü olarak net... yani kural bozulmuş ... peki niye...???
tahmin edelim...
***en masumanesi ''zaten halkın tanıdığı bir kişi idi'' olabilir... ***en şeytanisinin tahmini yok... onu h.ü. in kendisi fazlasıyla kullanmış zaten. ***ama sanırım doğrusu ...görüntüler,demeçler ve sesi eşiliğinde topluma iadeyi ... kimbilir belkide gazetesine iadeyi... kısacası iade-i itibarı kolaylaştırmaktır...
deşifrelerin böyle bir ters köşeside vardır işte... nerden baktığına ya da uyguladığına göre değişir...
*deşifre edersin...
linç'e zemindir...
*deşifre edersin...
tedrici olarak usul usul geri kazanımdır,iade-i itibardır...
her uygulamanın en az iki tane görünür,kullanılır ve uygulanır yüzü vardır...
sorulması gereken tek soru vardır... siz sorun...
biz...
bakalım... kimden bahsediyoruz....
***14 yaşındaki çocuğa tecavüz eden bir ihtiyardan...
***çocuğun çocuk olmadığını kanıtlamaya çalışan bir tüccardan...
***o çocuğun kendisine Allahın ikramı olduğunu söyleyen bir münafıkdan...
ki kaldı ki...
ikrama inanan biri belaya da inanır yada inanmalıdır...
hani bilirsiniz elbet ...
''kula bela gelmez hak yazmayınca hak bela yazmaz kul azmayınca''
deriz ... demesine deriz de...
iyi anlarmıyız...
şimdi bu adamın Allah belasını vermiş midir... vermemiş midir...
bakalım...
76 sene... iyi kötü doğru yanlış götürdüğün... yazılar yazdığın ... o çok üstün bilginle tartışma programlarında millete haddini bildirdiğin estiğin savurduğun bir yaşamın varsa...
ki biz şuna kısacası millete yedirdiğin... keklediğin...insanları kerizlediğin diyelim....
ve sen o 76 yıllık yaşamının uzatmalarını oynadığın son bir kaç yılında... efendi efendi bir hastalıktan yada kazadan ölmekle ... gazetene manşet olup gidecekken...
tutup da tecavüz suçlusu olarak manşetlere çıktıysan...
76 yılın özeti ...
benim gibi kafası 5 karış havada gezen salakların bile ... anlayabileceği şekilde...
son 6 ayda önümüze altın tepsiyle sunulduysa...
kafamıza bir sopayla vurulup uyandırıldıysak...
aslın, astarın, kepaze gerçeğin pazara çıktıysa...
Allah zaten belanı vermiştir...
hadi baştan alalım şu özlü sözü...
''kula bela gelmez hak yazmayınca... hak bela yazmaz kul azmayınca... Hak kulundan intikamı Kul eliyle alır... İlmi Hak’kı bilmeyenler,onu kul yaptı sanır''
tartışmıyorum doğruluğunu.... nerden bildiğimide bilmiyorum... bilsemde anlatmam...
dedim ya özlü söz....kalmış işte ezberimde...
iyi güzel...
de ...
benim anlamadığım şu... Allahın verdiği belayı... hangi kul ... hangi hak ve yetkiyle yumuşatır...
yaradılanı yaradandan ötürü hoş görmeyi ... sadece bu tip suçlarda hatırlayan... bir münafıklar ordusu mu vardır... gizli saklı bir yerler de....
suçlar için değildir bu biliyorsunuz değil mi... kabahat telakki edilenler içindir... kafan bozulmuştur... birine dalanırsın gibi...
bu tecavüzdür... kabahatla alakası yoktur... nasıl anlatmalı ...ne yapmalı... sahi Sevil Atasoy niye gitti ki görevinden apar topar...
yaşmış...mış... işinize gelmedi Atasoy di mi...
kadın atk 'nın başındayken pek çıkmazdı bu tip raporlar...
peki size noldu...
sevgili s.t.kuruluşları ...
hı gıkınız çıkmıyor...
gelinlikle barış için yollara düşen ve haketmediği feci sonuyla hepimizin canını yakıp içimize oturan ... 35 indeki ... pippa baccaya ağıtlar düzdünüz... heykellerini diktiniz...
şimdi karşınızda 14 yaşında ... ki 12 sinden beri periyodik olarak tecavüze uğrayan bir çocuk var... noldu... diliniz mi beyniniz mi kaçtı bir tarafınıza... dümur mu oldunuz...
baccaya yakılan ağıtların binde birini duyamadm da ben... ben mi sağır oldum...
onun ölmesi... bunun ölmemesi miydi sorun...
neydi sorun...
hep bedenler mi ölür de ruhu uçurur... yoksa bazen... ruhlar ölür de bedeni mi sürükler bir yaşam boyu...
sahi 12 yaşında kızınız var mı... ya da 14...
hı...
tek bir ses var itirazla yükselen ...Canan Arıtman...
başka... yok...
neresinden tutsan dökülüyor...
aman dileyene el kalkmaz pişmandır... beşerdir,şaşmıştır... verin cezamı ,Allah beni kahretsin,utanıyorum filan diyordur...
yine bağırırız ...
nerde adalet...niye serbest bırakıldı diye...
ama...
içimizden
''git gözümün görmediği bir yerde geber... zaten toprak geri kusar seni '' filan deriz...
merhametlidir bizim insanımız...
sonumuz olacak bu gidişle bu merhamet zaten....
ama bu sefer öyle değil....
kare kare inceleyelim...
***koridordon geçerken kamerayı görünce el sallayıp, gülen birinden bahsediyoruz biz... salyalarını toplayamadan, kameraların önünde gülen birinden ...
***''ben gazeteci vurmuş adamım '' diye yayın ekibini tehdit eden birinden bahsediyoruz...
öyledir...
merd-i kıpti şecaat arz ederken sirkatin söyler.... sirkatini söyleyenden bahsediyoruz...
herhangi bir insana ''ben gazeteci vurmuş adamım'' demek tehdittir... üstelik bunu canlı yayında yapıyorsan... tek tanığa bile gerek yoktur... yayın bantı yeterli delildir...
***hapishane çıkışında... yılışık yılışık gülen karısının, kullandığı arabaya sırıta sırıta binip ,giden birinden bahsediyoruz...
olayı bilmeden bakanda ... fikir suçlusuydu herhal...beraat etmiş der...
nerden bilsin ... tecavüz suçlusu olup da bu denli pişkin olacağını...
yetmedi mi...
peki ... devam edelim...
namaz hakkında
***''ne o öyle Allahûekber Allahûekber yat da geber ...olurmu böyle namaz... içine müzik ,hareket ,aşk, girmeli,,,olmaz öyle hep aynı şey hep aynı şey ''
diyen birinden bahsediyoruz...
yargıyı,kararı vs.yi tartışmıyorum... aşar beni...
benim derdim belli...
ad soyadının başharfleri ve nokta olarak kullanın ismini... cismi... görüntüyü buzlayın... bu uygulama korumaya yönelik kullanıldığı gibi... kimlik izolasyonuna yönelikde kullanılabilir... kimliksizleştirin... gözümüze sokmayın... midemizi bulandırmayın...
ve hepimiz...
zikretmeyin adını sanını... yok sayın... sizin zihninizde önce deşifre edip sonra tedrici olarak aklamalarına izin vermeyin... görevine iadesine yada iade-i itibara engel olun...
şimdi başa dönelim...
bazen kendinden zanneder insan...
o yüzden bu konuda ''şerrine lanet'' diyip... çok az dahi olsa susan dindarlarda vardır belki...
yada
''kınadıklarınızla kınanırsınız'' ı şiar edinenler... ki onlar anladı beni...
bende anlamaya çalışıyorum şimdi...
davetli olduğunuz bir sofrada önünüze koyulan yemekten aldığınız bir lokmadır... pişmemiştir ve tadı berbattır...
ama lokma ağızınızdadır... çıkarsanız olmaz ...davet sofrası...
yutsanız yutamıyorsunuz... mide sancısı...
di mi...
bence... çıkarın...
'insanın alacası içindedir'
diyin ve kusun... bu kadar kolay... yutmayın.... inandığınız değerlere sahip çıkın...
ben ve ben gibileri yanıltmayın...
inandığınız değerler yara alıyor bunu düşünün...
ve ...
dini savunmak benim gibilere kaldıysa bence bunu iki kere düşünün...
|