Image and video hosting by TinyPic
bu sitedeki yazılarımın....kopyalanması,çoğaltılması,yayınlanması yasaktır...

Sedencikin Dünyası

Tanım

Çoban kaval çalar anın Hayâtı şairanedir ... Güler perisi tarlanın ... Bu bir güzel teranedir ... Tevfik Fikret

Bağlantılarım

» Ana Sayfa
» Profilim
» Arkadaşlarım
» google
» e-mail
Image Hosted by ImageShack.us
Yakın Geçmiş:
» kargalarla rapsodi-2-
» kargalarla rapsodi-1-
» tek tek
» hangi kene
» aynadaki oynamalar
» bu da geçer
» sulu hediye
» melekli hanlar'da anneler günü
» hibrit akvaryum
» ortak paydalar
» en güzel gün
» amacı aşmak
» kıtmir ve nankör kedi
» yağma
» bir demet saygı
» kadın ve emek
» silelim parlatalım
» şam şeytanı
» kar altında
» pırlanta'dan sevgililer günü
» nesini söyleyim
» şerrealite
» prestige aslında Tesla


Arkadaşlarım:
» dönence
» anday
» sihirlibahce
» asivemavi36
» meyraca
» sevimlipatiler
» thares
» onurtan
» mahmure
» kamuranesen
» aklimaestikce
» ayselle
» paticikler
» lodoscu
» jadore
» alkiyoni
» kalimerasas
» alivesitesi
» dilara45
» dolphinblue
» hamdivehusnucan
» sonbaharyesili

hibrit akvaryum...

 

    

 

 

 


hayatınızda hiç balık beslediniz mi...

 

herşey küçük bir fanus içinde...

minicik bir japon balığının hediye edilmesiyle başlar...

 

yem almanız gerekir ,bir akvaryumcuya uğrarsınız...

uğradınız di mi...
hele birde kredi kartı geçiyorsa...
yani paranız yokkende borçlanarak alışveriş yapıyorsanız...
değmeyin keyfinize...

 

 

yem alırken minik bir hava motoruda alırsınız...
sonra...
minik bi fitre...
bir sonraki gidişinizde...

betalar,lepistesler,black molyler,neonlar ,guramiler çarpar gözünüze...

küçücük fanusta tüm bunları yapamazsınız...

 

 

akvaryum alırsınız...
ve...
elbette önceki filtre ve hava motoru artık yetmez...
yenilerini alırsınız....

bir çok yeni balıkla beraber...

 

 

sonra bir bakarsınız beta başka hiç bir balıkla geçinemiyor...

özerk bir alan istiyor...ölümcül kavga var...

can havliyle koşar ...

bir minik akvaryum alır betayı ayırırsınız...

bitti mi...

bitmedi elbette...


hamile lepistes ve guramiler yumurtlamıştır...
çıkan yavru balıklar diğer büyüklere doğal yem olmak üzeredir...

koşa koşa gider bir minik akvaryum daha alırsınız...
yavruları ayırmak için birde kepçe alırsınız...
ayırırsınız...

 

 

sonra minik şekilli hava kabarcıkları çıkaran bir motorun varlığını öğrenirsin...akvaryumcuya gider onuda alırsın...

artık evin her bir tarafındadır...
akvaryum,yavruluk ,yavru akvaryumu,kepçe,yem,ph düzenleyici bok püsür...

 

 


piyasada ne kadar malzeme varsa ...
sende de o kadar vardır...

akvaryumcunla aranda topla tüfekle yıkılmayacak sıkı bir bağ gelişmiştir...
ilk yeniliklerden senin haberin olur...

 

 

hatta yenilik yoksa ...
alacak bir şey bulamayınca akvaryumun dibinde ceset gibi yatan o iğrenç oyuncak balıkadamları denizaltıları falan bile alırsın...

 

 

uçtumakıllılardansan...
tatlı su akvaryumunu çözemeden...
8-10 lepistesi yaşatmayı beceremeden deniz akvaryumuna atlarsın..
eşek yüküyle para verip onu kurarsın...
elinde kalır...

 

 

sokaktaki ''can''lara  bir kap su ,birazda yemek vermeyi unutmadınız değil mi...

 

 


sıra canlı  bitkilere gelir..
ekecen ya akvaryuma...
onlarda orda büyüyüp gelişecekler balıklara oyun alanı olacak ya...

gider alırsın...

omzuna kadar sokarsın kollarını akvaryumun suyuna...
bitkileri  ekersin dibe...

 

 


1 saat sonra bitki balıklar tarafından parçalarına ayrılmış halde suyun üstünde yüzüyordur...

gider para verir bir daha alırsın...
sonuç aynı...
her seferinde bu son dersin,tövbe edersin...
yüzbinkere tövbe edip yine şarap içenlere dönersin...

 

 


gider bir daha alırsın...yine ekersin...
en sonunda su bozulur...balıklar ölür ...
alımlar,ekimler,dikimler,bağımlılıklar toptan çözüme hakkın rahmetine kavuşur...

 


hibrit tohum gibi....
hükümetlerin politikası gibi...
bir tarım ülkesinde yani burda ,bizde...
bin yıllık geleneklerin terkedilip ...

daha iyi ürün alınacağı teziyle tarımsal alana sokulması çiftçinin ketenpereye getirilmesi gibi...
antitezlerin doğruluğu gibi...
tohumda dışarıya bağımlı olman gibi...

 

 


ve sonuçta ...
tohumun ilacıda aynı yerden alındığına göre...
ilaçta da dışarı bağımlı olman gibi...
yapay gübrede de bağımlı olman gibi...
tantanayla  aldığın tohumun ...
çok su istemesi...
sulamanın toprağı asitlendirmesi...
senin olan toprağı bozması gibi...
ekolojik dengeyi dengesizleştirmesi gibi...
şapa oturmamız gibi...

 


tabii şimdi burada konuya uzak insanların aklına şu gelir...
''iyide kardeşim almasın çiftçi,kendi tohumunu kendi üretmeye devam etsin''
denilebilir...
ancak...
çiftçinin kendi tohumunu üretmeye ve kullanmaya kalkışması 13 aylık bir hapis cezası ile karşılanıyor...

şaşıracak bir şey yok...
''sökülecek'' talimatı geldiğinde sökülmeyen şekerpancarlarının üreticilerini hatırlayın...

 


toprak bilinci olmayanların  yönetime soyunması gibi...

baş,ayağı yönetir yönetmesine de...
içinde beyin varsa yönetir...
geçenlerde...
çinde bir kadının doğuştan beyninin yarısı olmadığı tesadüf eseri çıktı ortaya...

 

 

ama  bakıyor kadın kendine...
hayatını idame ettirmek için başkalarına ihtiyacı yok...
nasıl oluyor bu ??
olur niye olmasın...
kendine bakması için beyninin var olan bölümü işe yaramış demek ki...
burda sır...
kendine bakmakta....

başkasına bakmak,yönetmek gibi zorunluluğu veya ehliyeti yok kadının...

 

 

bizdede var öyle kendilerine  iyi bakanlar...
benzerlik yabana atılır gibi deği....
mr*** istesek mi ne...
hani kaçta kaçı yerli yerinde bu beyin denen organın...

şeyy...
bu arada ben geçen yılki aslanağzı tohumlarını biriktirmiştim bu yılda ektim...
bişi olmaz di mi...

 


neyse dönelim akvaryumumuza...
yani dünyamıza...
ne yani yaşadığınız alanların dev akvaryumdan farkı ne...
içerden dışarsı farklı gözükür...
ama dışardanda içersi farklı gözükür...

 


fanusta 2-3 balık hediye gelmişti yıllar önce...
baktık olmayacak...
babam onları bir akvaryumcuya hediye etmişti...
fanusuda vazo olarak kullanmaya başlamıştık...

yıllar sonra bir daha geldi fanusta hediye balıklar...
babamda yok ki hediye etsin akvaryumcuya...

bende bozdum niyeti...
düşünmedim yani ''ahhh ah bunları kimbilir hangi ülkelerin nehirlerinden avlayıp getiriyorlarda burda yaşamaya zorluyorlar'' falanda demedim...

götürüp iznik  gölüne salıverecek  halim de yok...
beslemeye karar verdim...


çarşıda bir akvaryumcu bulup ısmarlama akvaryum yaptırdık...
hangar gibi akvaryumu getirip salonun ortasına kurduk...


adam ne dediyse onu yaptık...
suyu koyduk ,verdiği ilaçlarıda içine attık...

 

 


neymiş ...
su bir hafta dinlenip balıklar sonra içine atılacakmış...
1 hafta sonra balıkları içine koymadan akvaryumcuya uğradım...
hani vereceği başka tablet vs. varsa versin diye....


uğramışkende sordum...

__bu su acı,nasıl yaşıyacak bu balıklar içinde...

evrenin sırrını sormuşum gibi gözlerini pörtletti bakakaldı...

__nasıl yani...
__yahu nasılı var mı...acı işte...hani biber gibi yakıcı acı değilde ...buruk acı...heh işte buruk acı...

bu  acı kavramını anlatmakda bir derttir ki...
aman yani...
''biber acısı'' gibi bir acı tarif ederken ''yakıcı acı'' dersinde...
yakıcı olmayan acıyı tarif etmek   50 cümle kurdurur insana...
''buruk acı'' işte...

en azından ben böyle tanımlıyorum...
varsada başka tanımı , ben bilmiyorum...

 

 

akvaryumcu pörtlemiş gözlerle bakarken...
dile geldi...
__siz bunu nerden anladınız...

__ee suyu tattım balıklar nasıl bişeyin içinde yaşıyacak diye ...su  acıydı başka türlü nasıl anlıycam...

__heee anladım...

 


ne anladı bilemiyorum...ama çok anlamlı bir ''heee'' idi o...

 


ağırabilerden biriydi bu akvaryumcu...
ama bu olaydan sonra acaip değişti...
hafifledi,yumuşadı,güleryüzlü falan bir tip oldu...

bunca yıldır bu işi yaptığını,bugüne kadar her tür insanı tanıdığını...
tamda artık hiçbirşeye şaşırmayacağını düşündüğü zamanda ...
bugüne kadar akvaryumun suyunu tadanla ilk defa karşılaştığını söyledi...


hatta bir süre sonra  ...
ekselansın ''teşekkürler almıyım ben'' demesine rağmen ona  bir tespih hediye etmişliği de var...
önce masumane bir hediye olarak algıladıysam da...
sonra çözdüm işin sırrını...

 

 

yâ sabır...yâ sabır...yâ sabır...

 

 

 

***mr:Magnetic Resonance ... görüntüleme tekniklerinden biri...

 

sn: anlaşıldığı üzere akvaryum maceram kısa sürede sonlanmıştı...

şimdilerde aslanağzı tohumu  ektim içlerine...

 

 


Tarih: 19:57, 1/5/2008 Kategori: hayata dair
Yorum yaz

...

Akvaryumun biraz zaman geçince çıkardığı o rezil kokuyu atlamışsınız. Ekselansın ayaklarına bakıp bakıp "pis bir koku var" demedinizmi hiç? :) Yaklaşık 15 yıl kadar akvaryum bulundurdum. Renkli TV olmadığı ve benim kitap okuduğum zamanlardı /M.Ö. Gibi geliyor bana./ halen bir şeyler aradıkça hortumlar, vanalar, motorlar v.s geliyor elimize.
***
Beyinsizlere ne demeli bilmiyorum. Onlar beyinsizseler onları ölesiye savunanların kafatası bile yok diye düşündüm şimdi.
Her şeyimizle dışa bağımlılık, kazandığımız değilde geçmişten beri elimizde var olan değerlerin yok edilmesi çok acı. Burada dış ticaret, Kapitalist şirketlerin buradaki temsilcileri, onların çevreleri, geliştirdikleri tarım sanayi kültürü v.s. gibi açılımlara gerek yok.
Hani müstahakız deriz ya... O işte.
Ben işi çözdüm. Bahçemizi söktük yerine sebze ekiyoruz o eski; patlak, pembe, ekşimsi köy domatesleri, siyah kavun ve karpuzlar, biberler, patlıcanlar ve tabiki doğal gübre /Çocuklardan saklı yapıyoruz bu eylemi/ Hatta hızımı alamadım köylerden fideleri fazlaca getirip değirmenede ekiyorum. Bu yıl tohumlarını isteyen arkadaşlara yollama gibi anti kapitalist /Mikro milliyetçi bir eylemin içine gireceğim.
Hani pirince Alper Tunga, keçiye Kültigin, ineğe Aybüke gibi isimler veren şahıslar vardı ya bi ara onların düşünceleri mükemmel uygulamalrı yanlıştı, işin b.kunu çıkarmıştılar. Oysa ne güzel bir projeydi...
Sağlıkla, sevgiyle...

Yazan: isimsiz Tarih: 22:12, 1/5/2008

Bağlantı |

..

kendime zıpzıp diyorum ya.. =)
efenim.. şimdi birr.. kediden şaşma.. derim.. hayvan besleme konusunda..
sana yakışıyor kedili kadın olmak ...
iki.. akvaryum denememiş olan var mdır .. sk da önce çekirdek uğruna eve.. eve sığamayınca kliniğine.. daralınca sonunda bir arkadaşının iş yerine geçirdi..

hibrid tohumu kullanmanın zorunlu olduğunu bilmiyordum..
ama zararlarını.. bilşyorum.. başka ülkeden bitki tohumu aşırıp.. açık alanda yetiştirmenin de..
ille ya istila edecek.. ya yetişmeyecek..
oysa benim küpe çiçeğim 50 yıllık istanbullu.. don da yese.. kuraklık da.. her sene yenileniyor...
kökünden gene sürüyor..
veren kişi.. öyle dedi.. 40 yıllık evimin.. ilk günden beri bahçesinde dedi.. bir 10yıldır da bende.. onu veren kişi.. bir de haseki küpesi verdi.. dedi ki bunlar benim bajçemden.. koşluda da sarılar var.. ama sarıları kaç kere yetiştirmeye çalıştı isem de olmadı.. tutmadı.. çütün o yanını bu yanını biliyor sanki..
ve ben de bakıp.. insanlıkla tarihle.. örtüştürüyorum..

ve.. bir de.. beyinsize gelelim..
aileden anı.. babacık hastalandığında.. neden bazı duygu küntlükleri olurdu bazen.. bu kadare kibar ve zarif bi adam olmasına rağmen.. anladık.. duygusal alanında koca bi kist.. bütün alan bası altında kalıp.. ufalmış..
organik nedenliymiş..babamın umarsıalığı.. duyarsızlıkları.. beynin o bölümü yokmuş yani..
biz de ailece birir emar çektirip bakmakta fayda olduğuna karar vermiştik..
baş beyin de diyabet var.. küçük damar hastalığı vardır kesin.. parabeyinde de var.. aslında kabinelerin sağlık kontrolu de yapılmalı..=)..idari ehliyeti vardır diye rapor alınmalı..=)..

sümsümleri numaralandır bence..yoksa saymak zor olacak.. marula ne gerek bütün bahçeyi bağ niyetine kullanıyolar =)

Yazan: atalet Tarih: 07:36, 2/5/2008

Bağlantı |

..

sevgiyle demiş miydim.. ekselansa hürmetler.. kedişlere öpücükler vermiş miydim =)
ha bi de..
tesbihe koptum.. demiş miydim..

Yazan: atalet Tarih: 07:37, 2/5/2008

Bağlantı |

...

ASİVEMAVİ36.....filtre temizlenmezse yada motor arıza yaparsa ciddi sorunlar oluyordu :)
nasıl özendim şimdi anlattığınız bahçeye...
o domateslere biberlere...
çok iyi yapmışsınız bahçeyi yeniden düzenlemekle...
belli mi olur belki önümüzdeki yıla benimde bir bahçem olur ve bu eyleminizden bende yararlanırım :)
değirmenden bahsetmiştiniz bir yazınızda hatırlıyorum...
oraya ekmek en doğrusu olmuş :)
sağlıcakla...

ATALET.....akvaryumun böyle ilginç ve yayılmacı bir özelliği var işte...
önce ev sonra işyeri filan :)
40 yıldır yaşamını sürdüren küpe ne güzel ders veriyor...
ithal edilenlerden almıştım...
yaşamadı hiçbiri...
yaşamayı başarsa uyum sürecini atlatsa devam edecek belkide olmamıştı...
rahmet diliyorum babana...
ama işte nedeni varmış bazı davranışların...
aslında çoğu meslekte ve elbette kabinelerde yapılmalı bu kontrol :)
öpücükler en kısa zamanda iletilecek en kocamanından :)
sevgiyle...

Yazan: sedencik Tarih: 14:25, 2/5/2008

Bağlantı |

...

ama olmadı şimdi sedencik

vazgeçtim turuncu renkli japon balığı almaktan

kredi kartıma incir ağacı dikmek istemiyorum bu aralar :P

birde büyüksün eşsizsin ne diim

balıkları koyacağın suyu öncesinde tatmışsın ya

balıkçının o şekilde tepki vermesi bana göre çok ama çok normal

doğruya doğru :)

Yazan: dolphinblue Tarih: 14:25, 2/5/2008

Bağlantı |

nostalji :)))

Gerilere gitti hafızam, şimdi cennette olan kedişlerimizden birinin fanustan su içerken lepistesleri de mideye indirdiği gün-bugün gibi aklımda- ne çok üzülmüştük. Vatozlarda bi başka yazı konun olurmu :))) Anılarda ve acılarda bile mizahi tarzın, mizahi tarzınla bilgiyi birleştirme uslubuna ancak eline, yüreğine sağlık denilir. Sağlıkla, sevgiyle kal.......











Yazan: özden Tarih: 14:59, 2/5/2008

Bağlantı |

...

DOLPHİNBLUE.....sonra düşününce ...
banada haklı gelmişti adamın tepkisi :)
adamın neler düşündüğünü düşünmek bile istemiyorum :)
sevgiyle...

ÖZDEN.....kazaylada olsa üzdü tabiki lepistesler...
vatozları yazarsam pek hayırlı olmaz :)
beklesin bakalım şimdilik :)
teşekkürler canım...
sevgiyle...

Yazan: sedencik Tarih: 15:36, 2/5/2008

Bağlantı |

..

Canım seden,

nasıl özlemişim yazılarını... Ara ara giriyordum ama biraz ara vermiştim. şimdi her birini soluksuz okudum. Çok keyif aldım çook..

Kalemine, aklına sağlık ...

Şu akvaryum tutkunluğu bende de vardı. Ne demek olduğunu öyle iyi biliyorum ki.. Ev balıkların mı benim mi bilemiyordum. SOnra yavaş yavaş kaybettim :(

Ama beta balıklarını pek severim.. renklerini, dayanıklılıklarını..

sevgilerimle..

www.misssgibi.com

Yazan: misss Tarih: 18:12, 2/5/2008

Bağlantı |

:)

Bu sırada suyun tadına bakmanı saygıyla karşıladım, her zaman merak edip paronayak kişiliğim sebebiyle tadına bakmamışımdır... :)

Bir de o tohum olayına çok şaşırdım, ne kadar yabancıymışım bu konuya ...

www.misssgibi.com

Yazan: misss Tarih: 18:14, 2/5/2008

Bağlantı |

....

Çok istedikleri halde hiç izin veremedim çocuklara kuş, balık yada minnacık su kaplumbağasına bile:((.. İstanbuldan uzak olduğumuz için çok sık gelirdik öyle olunca da her seferinde kimlere bırakacaksın düşüncesiyle hep erteledim bu isteklerini.. onun için hiç akvaryum macerası yaşamadık biz.. sizi okuyunca okuması zevkli ama bakımı da bi okadar zormuş, yakınlarımda genelde var ama hiç bu kadar ayrıntılı dinlememiştim bakımlarını:)

Yaşanan olayın ilginçliğine bakın Mevlâm izin verdiğinde yarım beyin bile nasıl işe yarıyor, zaten beyninin tam olduğunu sandığımız ama hiç olmadığını düşündüğümüz insanlar yok mu bu dünyada?

İnsanları incelemeyi çok severim, yüzlerini.. hareket ve davranışlarını, vücud dillerini nasıl konuşturduklarını.. dediğiniz gibi olan sert tavırlı ağır ağbi yada ablaların bile hemen yumuşayıveren bir tarafları olduğuna da çok rastlarım:) demek ki içinizdeki canlı sevgisini görebildi suyun tadına bakışınızdan ve sanırım hiçde unutmayacak o da sizi anlatacaktır bence:)

Dün gece beni 1 haftadır üzen bel ağrılarımın nedenini öğrenebilmek için bel ve diz mr çektirdim keşke önce okusaydım da birde beyin mr isteseydim doktorumdan:))


Yazan: Nightmarer Tarih: 13:28, 3/5/2008

Bağlantı |

Merhaba

Harika bir paylaşım bir zamanlar anlattıklarınızın bir kısmını ilçe bazında yaşamıştım 5 yıllık bir akvaryum maceram oldu
Ama sonunda kurtuldum
Sağlıkla Kalın

Yazan: thares Tarih: 22:03, 3/5/2008

Bağlantı |

...

MİSSS.....özlettin kendini :)) akvaryum kurulunca ev balıkların oluyor ,yada biz bu sevgiyi abartıyoruz :) betaları bende çok sevmiştim ...
iyiki bakmamışsın canım tadına ,hakikaten berbat acı bir tadı var...
sevgiyle...

NİGHTMARER.....sık seyehat edenler için gerçekten sorun olabilir...çünkü kedi/köpek gibi bakımı kolay değil...
belki yeni malzemeler çıkmıştır kolaylaşmıştır ama benim ilgilendiğim dönemde filtre sök,yıka,tak,su kontrolu yap vs.idi...bilmeyen biri nasıl yapacak...
siz hakikaten çok iyiniyetlisiniz, akvaryumcu içimdeki canlı sevgisinden falan etkilendi mi bilememde suyu tatmam onun gözünde kaçıklık belgesi gibi bir durumdu :))
çok geçmiş olsun ağrılarınız için umarım olumludur mr sonuçları ,merak ettim şimdi...
sevgiyle...

THARES.....5 yıl bana göre bayağı uzun bir süre...sanırım çoğumuzun böyle bir deneyimi olmuş :)
neyse ki bitmiş ve kurtulunmuş...
sağlıcakla...

Yazan: sedencik Tarih: 23:19, 4/5/2008

Bağlantı |

Balıkçı

yazınızı okurken çocukluğumdaki akvaryumlarım geldi bizim balık adamlarımızda vardı :) insana gerçekten huzur veren bir uğraş ama gerçekten çok emek istiyor
görüldüğü kadar kolay değil
başarılı yazılarınızın devamı dileğiyle

Yazan: Lider Tarih: 03:02, 5/5/2008

Bağlantı |

))

Biz evde kaplumbağa besliyoruz Sedencim,
hem de kocaman bir akvaryumun içinde...
benim oğlan askere giderken alıp getirdi eve,
benim yokluğumda oyalanırsın annem dedi...
kapiş vardı da,akvaryum sonra geldi...
Mabel bir mutlu ki sorma,
bura da benim burada, deyip geziyor koca akvaryumda
beni görünce nasıl seviniyor anlatamam
dört dönüyor akvaryumun içinde...
yemini ben veriyorum ya,taklalar atıyor sevincinden...
akvaryuma değil de balkona çiçek dikmek istiyorum,
bi de domates yetiştirmek
pembe domates ve
yeşillik de her an taze bulabilmek için.
yeşillik dediğim de nane ,maydanoz ,soğan,sarımsak falan...
kedi beslemişliğim de var yıllar öncesinde...
severim bütün mahlukatı,
yaradandan ötürü...
ama gerçekten severim...
sevgiyle ,sağolasın...

Yazan: dilara45 Tarih: 09:15, 6/5/2008

Bağlantı |

Merhaba...


Biz bunu çeşitli akvaryumlarla, değişik balıklarla birkaç kez yaptık...
Ama bir türlü balıkları uzun süre yaşatmayı beceremedik..
Hep özendim o kocaman akvaryumlara, renkli renkli balıklara, ama bilmeden iyice öğrenmeden olmuyor bu iş...
Bir sabah kuyruksuz dolaşan, hatta suyun üstünde yan yatmış bir balıkla karşılaşmak gerçekten üzücü..
Sonra balıklar ölünce, akvaryum evde fazlalık diye birisine hediye edilmiştir, ama yine uslanılmamış o balıkların renk renk cazibesine kapılıp yeni baştan denemeler ve yine hazin son...
Artık pes ettim ben...

Sevgiler Sedencik :)



Yazan: jadore Tarih: 23:01, 6/5/2008

Bağlantı |

köylünün derdi

Çok üzüldüm bu olaya. Gerçi üzülecek dertlerimiz saymakla bitmez, her geçen gün yeni bir dertle karşılaşıyoruz.
Köylümüz resmen kasıtlı olarak mahvediliyor.

Yazan: E. Ali Tarih: 04:45, 8/5/2008

Bağlantı |

...

LİDER.....çocukken olur tabi o balıkadamlardan ama sonraları sizede çok tuhaf gelmedi mi ,dipte kollarını sallayıp duran biri :)) şaka bir yana ...hakikaten huzur ve eziyet güzel tanımlama akvaryum için...
sağlıcakla...


DİLARA45.....mabel büyük akvaryumda daha rahattır :)
ortalama bir balkonda bu dediklerinin hepsini yapabilirsin...
maydanoz biraz geç çıkar ama sonuçta çıkar...
naneyi pazardan aldığın demetin saplarından bile üretebilirsin...
ama benim yaptığım hatayı yapıp domatesi çiçek diplerine filan ekme ...olmuyor :)
sende sağolasın sevgili Dilara...
sevgiyle...


JADORE.....hakikaten ayrı bir uzmanlık alanı...
çok iyi bilmek araştırmak gerekiyor...
aksi takdirde o üzücü tabloyla çok sık karşılaşıyoruz ...
ilk gelen japonun kuyruğu,pulları dökülmüştü...
ne yaptıysam kâr etmedi...
zor bir durumdu ...
geldi geçti Allahtan :)
sevgiyle...


E.ALİ.....köylünün yanısıra,tarım...toprak...
haklısınız saymakla bitmiyor bu dertler...
sağlıcakla...

Yazan: sedencik Tarih: 22:50, 8/5/2008

Bağlantı |

<%EntryTitle%>

<%EntryBody%>
<- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->


Free Website Counter
Free Website Counter