
aşı olmayın diyenler suç işlemiş oluyorlarmış...
mış...
niye... suç nedir?
''aşı olun'' diyen hekim ise...
''olmayın'' diyen kim...
köyün delisi mi...
hayır tabiki o da hekim...
o zaman problem ne...
elbette herkes kendi doğrusunu kendi inancını paylaşacak...
hoş ... başbakanın ortamı değerlendirdikten sonraki... ''ben aşı olmayacağım'' repliğinden sonra suç falan rafa kalktı ...
hatta aşı ol kampanyası ''herkes''den ''risk grubu''ndakilere kaydı...
aslında suç...
halkı paniğe sevketmek ...korkutmak olmalı...
halkı sindirmek ,paniğe sevketmek,pasifize etmek... terörün amacıyla örtüşen bir sonuç çıkarıyor ortaya...
peki domuz gribi üzerine yapılan yayınlar ... bakanların prof.ların dakika başı ekranla, gazeteyle ,netle, radyoyla bizlere ulaşıp...
önce cici cici aşı için iknayla başlayıp ... sonra sertleşerek ... aşı olmazsanız ... öyle olur böyle olur bik bikleri ...
korkutmaları... paniğe sevketmeleri... neyin amacıyla örtüşüyor...
kuş gribindende toplu ölümler olacaktı ... o yüzden yakıldı ya onca hayvan canlı canlı... hatırladınız mı...
toplu ölüm olmadı ama toplu zenginlik oldu... yaşasın yumurta zenginliği... di mi...
domuz ...kuş ...tavşan ...eşek ... hatta eşekoğlueşek gripleri eğer salgın provası filansa ...
hani sigara yasağı...virüs engeli diye diye ... seçilmiş hapis olsun.. ayak altında dolanmayıp evlerinde otursunlar filan deniliyorsa...
işte buna çok gülerim ve bu halkı tanımadıklarına bu sefer yemin bile ederim...
tutmaz yani... bahçe sobaları satışları patladı naber...
neyse ... bu gripten daha acı olanı ...
yitirilen güven duygusu...
nasıl yitirdik... ne zaman yitirdik...
daha üstünden bir jenerasyon bile geçmedi...
doktor-hemşirelerden oluşan ekibin öğretmenlerin sorumluluğunda yaptığı aşıların...
tüm veliler tarafından normal sıradan karşılanırdı bu aşılar...
kimse çıkıp sormazdı...
''ne aşısı kardeşim sen benim çocuğuma nasıl benim iznim olmadan aşı yaparsın''... ''bakalım aşın sağlam mı''... ''he''... ''soğuk hava zinciri gerektiren bir aşı mı''... ''belki zincir kırıldı'' ... ''ne belli''... ''kimsin sen''...
ı ıh kimse bir şey demezdi...
başarıyla delinir eve postalanırdık...
evde sevdiğin bir yiyecek eline tutuşturulur...
yatırıp üstünü örter ... uyumanı söylerler hepsi bu... güvene bak...
peki biz ne zaman yitirdik güvenimizi...
ben hiç hatırlamıyorum ... herhangi bir hükümetin sağlık bakanının ekran aracılığıyla... halkı aşı olmaya ikna etmesini...
bakan aşı olun derken...
sağlıkçıların-halkın ... 3-5-10 gruba ayrılıp olalım /olmayalım niyeki şu ki bu ki...
demesinide hatırlamıyorum...
güvenirdik... paranoyamız yoktu...
hakikaten ne zaman yitirdik biz güvenimizi...
iyimser bir şeyler söylemek isterdim...
mesela 'bugünlerde geçer güven yerine gelir ' gibi... ne yazık ki bu güven bunalımı artarak gider...
şu yaşamda belkide yıkıldığında tamiri imkansıza yakın duygu güvendir...
okullarda... her sınıfın cesurları olur... kendiliğinden kollarını sıvayıp gülerek aşı olurlar... ardındanda tepeden bir bakış ...
__hiç acımıyor ki...
yanılıp benimde onlardan olduğumu zannedeniniz varsa...
yaratacağım hayalkırıklığı için üzgünüm ... ama hiç öyle bir görüntüm olmadı...
alabildiğine rezillik... çok çeşitli metodlar denediğimi hatırlıyorum...
ağlamak... çığlık çığlık bağırmak ... kaçma teşebbüsleri... aşı olanların arasına karışıp...
__biraz önce yaptınız ya diye yalan söyleyip...boş yere kolunu ovuşturmak...
kendini yerden yere atıp ... öğretmen ve personel tarafından sımsıkı tutularak sabitlenmek...
hiçbiri işe yaramazdı tabi... ama deniyoruz işte...
bir sonraki aşıda... sınıfın kapısından sağlık ekibi girdiğinde...
ağlayarak... ama ... bağırmadan ağlayarak... hıçkıra hıçkıra öğretmenime koştum boyum beline filan geliyordu sanırım... dizlerine sarıldım... oluk oluk gözyaşlarım eşliğinde...
__öğretmenim yalvarırım beni koruyun ... aşı yapmasınlar size söz veriyorum hastalanmıycam...
gözleri yaşararak... kaldırıp sıranın üstüne oturttuğunda...
sınıfta kıyamet koptu... ağlayarak herkes kendinide kurtarması için öğretmenin yanına attı kendini...
öğretmen anneme...
''beni bile ağlatacaktı nerdeyse ... dr.uyla konuşun ya önceden yapsın aşısını ya da yapacağına dair bir kağıt versin o kağıdıda bana verin... hiç değilse ben görmeyeyim... üstelik diğer çocuklarıda etkilemeyi başardı sonunda'' dese de...
geliştirdiğim taktikler o dönem bir plan ürünü değil tamamen korkunun tezahürü idi...
ama... şimdi yılların ardından dönüp baktığımda...
ben o gün anlamıştım gözyaşının sessizinin etkili olduğunu ...
neyse konu bu değil...
ha okula gelen sağlık ekibi ha dr.un yapmış aşıyı... acı aynı acı...
sokaktaki can'lara bir kap su birazcıkda yemek vermeyi unutmazsınız değil mi...
ama hazır aklımdayken ...
ya hû gözünüzü seveyim... aşı vurulmaz... aşı yapılır ...aşı olunur...aşı yaptırılır... ''olunur'' edilgen ve kullanım alanı dar olduğundan sevmiyoruz ... peki... aşı yapılır yada yaptırılır... vu-rul-maz... korkmayın bu kadar ''yapmak'' eyleminden... gereksiz beyin kirliliği ... gereksiz dil kirliliğinide beraberinde getiriyor...
aşı anımı ve güven duygusunu anlatıp ... rengimi belli etmeden çekip gitmeyeyim şimdi...
ben 'aşı olun' diyemem uzman değilim...
'olmayın' da diyemem yine uzman değilim...
kaldı ki her iki durumunda vebalini yüklenecek hiç değilim...
aşı-grip vs. konusunda ahkam kesecek kadar hadsizde değilim...
dolayısıyla... sadece kendi üstümden gidebilirim...
bazılarınızın zaten tahmin ettiği gibi ben aşı olmayacağım...
ne 'bana birşey olmaz' aymazlığı... ne korku ... ki geçti tabi o ağlaklıklar ne de adamsendecilik...
dedim ya asıl sorun güven bunalımı...
güvenimizi yitirdik...
kararsızlara ... sayfama yeni gelenlere... hani olmaz ya ... yine de etkilenme ihtimali olacak olanlara... özel bir izahım olacak...
ben ... üşütmek çok konuşmak-yormak vs.den sesim kısıldığında elmayla karanfili kaynatıp içen...
öksürdüğümde keçiboynuzu ile hatmiyi dönüşümlü içen...
ateşim yükseldiğinde... sınırımı aşmadığı sürece... biraz buzla dış destek verip 'savunun bakalım kalenizi'
diyen... bir türüm...
cins demeyin küserim bak...
diğer açıdan bakınca... arkadaşım dahi olsalar hekimlerin çoğunun sinir katsayısını artıran bir türüm...
hani bilinde ona göre etkilenme alanınızı belirleyin...
şimdilerde...
sokaklarda işyerinde ve hatta restaurantlarda ellerinde bir dezenfektan... elbette içeriğinden bihaber... maskeyle gezen insanlar türedi... tamam güzel gezsinler... de...
dün ... etobur dostlar yüzünden... sıradan ocakbaşı tarzı bir yerdeydim...
masaların toplamında 3 tane maskeli saydım...
gülsem mi ağlasam mı...
muhakeme yeteneği olmayan çok insan tanıdım... ama bu son zamanlardaki muhakemesizliğin ... yanına yaklaşamamışlardır... ocak başındaki aşcı / usta bozuntusunu görüyorsun... herif zaman/mekan kaçkını... bırak maskeyi eldiveni ... üstünde önlük bile yok...
şişlerle bıçaklarla domates biber patlıcanla show yapıyor...
yoldan geçerken canı sıkılıp ocağın başına geçmiş gibi... şimdi bu adam her bir malzemeyi ayrı ayrı mıncırıp ... masana getiriyor...
sende her bir lokmada maskeyi indirip... lokmayı yutup tekrar maskeni takıyorsun ya...
eminsin yani... kaçkın ustanın domuz gribi olmadığına ... grip olmadığına... tüberkuloz hepatit a-b-c -d-e-f vs... olmadığına eminsin... yani bu korktuğun domuz gribinin yan masadan geçeceğine... ama ustadan geçmeyeceğine inancın tam...
Allahım aklımı koru ... |